İbn Sînâ’nın Haz Anlayışı ve Meâd Bağlamında Fahreddin er-Râzî'nin Eleştirileri
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu tez, İbn Sînâ’nın haz anlayışını ve Fahreddin er-Râzî’nin buna yönelik eleştirilerini incelemektedir. Haz, İbn Sînâ felsefesinde “uyumlu olanı uyumlu olması açısından algılamak” olarak tanımlanır. İbn Sînâ bu tanım üzerinden bir aklî haz teorisi ve felsefî meâd kurgular. Böylece felsefeye bir tür kurtuluş misyonu yükler. Yalnızca tümellerin algısına sahip bir soyut nefsin meâdı bedenin yeniden dirilişinin karşısına konumlanmıştır. Râzî İbn Sînâ’nın bütün bu felsefî kurgusunun mantıkî temellerini ve tutarlılığını sorgular ve nihayetinde kendi felsefesinin amacı olarak belirlediği bu teorileri temellendirmede oldukça retorik öncüllere dayandığını öne sürer. Râzî bu İbn Sînâcı teorilerin hazzın bir tür idrak olarak tanımlanmasına dayandığını söyler ve haz ile idrak arasında kurulan özdeşliğe karşı çıkar. Fakat onun eleştirileri kademelidir ve hazzın bu tanımı kabul edilse bile cismânî hazların tanımı üzerinden aklî hazların ispatlanamayacağını savunur. Râzî’nin hazzın tanımı konusundaki temel tezi, hazzın tanımlanamayacağıdır. Dolayısıyla bu tanım üzerinden meâda varan ileri teoriler geliştirmek mümkün değildir. İbn Sînâ’nın felsefeye biçtiği kurtuluş misyonu haz üzerinden Râzî tarafından oldukça sistematik eleştirilere konu olmuştur. Râzî aklî hazların varlığını ve bütün duyusal hazlara üstünlüğünü kabul etmesine rağmen ispat yöntemi ve içeriğini kendi anlayışına uygun bir değişimden geçirir. Örneğin aklî hazların her türlü bilgiye dayanmasını reddeder ve yalnızca Tanrı’ya dair bilginin (ma’rifetullâh) bunu sağlayabileceğini savunur. Yine İbn Sînâ’nın haz anlayışının bir sonucu olan Tanrı’ya haz nispet edilmesine karşı çıkar. Râzî hazzın yalnızca bedensel veya nefsânî oluşuna şüpheler getirir. Bu tezde Râzî’nin eleştirilerine öte dünyada cismânî hazların ve bedenin yeniden dirilişinin imkânını ortaya koyma kaygısının eşlik ettiğini ve en temelde İbn Sînâcı keskin nefis-beden düalizminin açmazlarına dikkat çektiğini öne sürüyorum.
This thesis examines Ibn Sīnā’s conception of pleasure and Fakhr al-Dīn alRāzī’s critiques of his account. In Ibn Sīnā’s philosophy, pleasure is defined as “the attainment (idrāk) of that which is compatible insofar as it is compatible.” Based on this definition, he constructs a theory of intellectual pleasure and a philosophical eschatology, thereby assigning to philosophy a soteriological function. The eschatological fate of the abstract soul—which perceives only universals—is contrasted with bodily resurrection. Rāzī critically assesses the logical foundations and internal coherence of Ibn Sīnā’s system. He argues that these theories rest heavily on a particular definition of pleasure and challenges the identification of pleasure with mere attainment. Even granting this definition, Rāzī contends that intellectual pleasure cannot be demonstrated analogically from corporeal pleasure. He asserts that pleasure is essentially indefinable, thereby undermining Ibn Sīnā’s attempt to base an eschatological framework on it. While Rāzī accepts the reality and superiority of intellectual pleasures over sensory ones, he redefines both their basis and demonstrability. For instance, he denies that such pleasures arise from any knowledge whatsoever, limiting them instead to knowledge of God (maʿrifatullāh). He also rejects attributing pleasure to God, a conclusion that follows from Ibn Sīnā’s account. Rāzī also raises doubts about whether pleasure is exclusively bodily or psychic in nature. This thesis contends that Rāzī’s critiques are accompanied by a concern to establish the possibility of bodily pleasures and corporeal resurrection in the afterlife. At its core, his objection highlight the impasses inherent in Ibn Sīnā’s sharp dualism between soul and body.










