İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Medeniyet, İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve üniversite adresli yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Modern Türk edebiyatında çerçeve anlatı
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Tuna, Hatice Büşra; Dayanç, Muharrem
Çerçeve anlatı, hikâye içinde bir veya birden fazla hikâyenin yer aldığı anlatım tekniğidir. Dıştaki hikâyeyle iç hikâyelerin birbiriyle bağlantılı olduğu eserlerin yanı sıra birbirinden bağımsız hikâyelerin bir araya getirildiği çerçeve anlatı örnekleri de mevcuttur. Asıl anlatılmak istenenin hikâyedeki konumlandırılışı da eserlerde birlik oluşturmaz. Doğu kaynaklı bir anlatım tekniği olan çerçeve anlatı, sözlü kültür dönemine dek uzanan bir geçmişe sahip olmakla birlikte orijinal dili Sanskritçe olan Hint metinlerinde ilk örneklerini verir. Varlığı bugüne taşınan çerçeve anlatı tekniğinin postmodernizmle modernize edildiği ve güncellendiği söylenebilir. Çalışmada söz konusu tekniğin tanımlanışının ardından çerçeve anlatıyı ifade etmek noktasında yaşanan kavram karmaşasına değinilmiştir. Ardından çerçeve anlatının oluşturulmasında hikâyelerin metnin tamamıyla oluşturduğu anlamsal bütünlük, hikâyelerin konumlandırılışı, anlatı düzeylerinde görülen farklılıklar, anlatıcının kim olduğu ve hikâyelerin hiyerarşik yapısı gibi kıstaslar doğrultusunda yapılan sınıflandırmalara yer verilmiştir. Anlatma, hikâye etme eylemine dayanan çerçeve anlatı tekniğinde anlatıcı meselesi anlatıbilim çalışmaları ışığında detaylandırılmıştır. Tekniğin eserden esere farklılık gösteren işlevleri ana hatlarıyla sınıflandırılmıştır. Çerçeve anlatının postmodernizm sonrasındaki yoğun kullanımı ve dönüşümü ele alınırken bahsi geçen tekniğin ilişkili olduğu veya karıştırıldığı metalepsis "düzey ihlali", mise en abyme "yavru anlatım" ve üstkurmaca kavramları ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Doğu'da ve Batı'da çerçeve anlatı tekniğiyle oluşturulan ilk eserlerin tespitinin ardından eski Türk edebiyatından başlayarak modern Türk edebiyatındaki örneklere değinilmiştir. Modern Türk edebiyatının başlangıcından bugüne çerçeve anlatının gelişim seyrini gösterebilmek adına farklı dönemlerde edebiyat araştırmalarında ön plana çıkan eserler tercih edilmiştir. Çerçeve anlatının postmodernizm sonrası kullanımındaki işlevlerin çeşitliliği sebebiyle çalışmada Cumhuriyet sonrasındaki eserler daha geniş çapta incelenmiştir. Çerçeve anlatı tekniğiyle sadece öykü ve roman türünde karşılaşılmadığı iddiasıyla tiyatro ve şiir başlıkları da çalışmaya eklenmiştir.
Sosyal sorumluluk temelli liderliğin sivil toplum kuruluşu algısına etkisi
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Karaca, Kürşat; Arslan, Mehmet Lütfi
Bu çalışma, sosyal sorumluluk temelli liderliğin sivil toplum kuruluşları üzerindeki algısal etkilerini ve bu liderlik yaklaşımına yönelik yöneticilerin tutumlarının toplumun sivil toplum kuruluşlarına ilişkin algısını nasıl şekillendirdiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye'nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında görev yapan 259 katılımcı ile kesitsel ve tanımlayıcı bir yöntemle yürütülmüştür. Katılımcıların 202'si erkek, 57'si kadındır. Veri toplama aracı olarak sosyal sorumluluk temelli liderlik ölçeği kullanılmıştır. Sosyodemografik bulgular, katılımcıların çoğunluğunun erkek ve yüksek eğitim düzeyine sahip olduğunu göstermiştir. Katılımcıların ebeveynlerinin eğitim düzeyleri ise genellikle daha düşük seviyelerde yoğunlaşmaktadır. Mesleki kıdem açısından katılımcıların dağılımı geniş bir yelpazeye sahip olmakla birlikte, 11–15 yıllık kıdeme sahip grup en belirgin kategori olarak öne çıkmıştır. Ayrıca, katılımcıların önemli bir kısmının yüksek gelir grubunda yer aldığı ve çoğunluğunun vakıflarda görev yaptığı tespit edilmiştir. Sosyal sorumluluk temelli liderlik ölçeği sonuçları, katılımcıların en yüksek puanı uyum boyutunda aldığını ve değerleri ile davranışlarını tutarlı bir şekilde sürdürme konusunda güçlü bir profil sergilediklerini göstermiştir. Uyum boyutunu, sırasıyla sorumluluk ve iş birliği boyutları izlemiş; katılımcılar görev bilinci, hesap verebilirlik ve ortak hedeflere katkı sağlama konusunda olumlu tutumlar sergilemiştir. Kendini bilme, ortak amaç ve vatandaşlık boyutları orta düzeyde güçlü bulunmuş; katılımcılar öz farkındalık, toplumsal katkı ve grup hedeflerine bağlılık açısından dengeli bir yaklaşım göstermiştir. Medeni tartışma boyutu, farklı görüşlere ölçülü bir açıklık sağlamakla birlikte diğer boyutlara göre orta düzeyde değerlendirilmiştir. En düşük puanı alan değişim boyutu ise, katılımcıların yeniliklere ve değişim süreçlerine uyum sağlama konusunda sınırlı bir eğilim gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmanın hipotezleri değerlendirildiğinde, yalnızca mesleki kıdem değişkeninin alt boyutları anlamlı şekilde etkilediği, diğer sosyodemografik değişkenlerin ise belirleyici olmadığı görülmüştür. Ayrıca, korelasyon analizleri, ölçeğin tüm alt boyutları arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, alt boyutların birbirleriyle ilişkili olduğu hipotezini güçlü biçimde desteklemektedir. Genel olarak, elde edilen bulgular, sivil toplum kuruluşu çalışanlarının sosyal sorumluluk temelli liderliğe ilişkin algılarının güçlü olduğunu ve özellikle uyum, sorumluluk ile işbirliği boyutlarında belirgin eğilimler sergilediklerini göstermektedir. Bununla birlikte, değişime uyum sağlama boyutunun sivil toplum kuruluşları yapıları içinde geliştirilmesi gereken bir alan olarak öne çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Postmodernizmin Türk edebiyatında görünümü: "1980-1999"
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Ergünöz, Yusuf; Tural, Secaattin
Bu çalışma, 1980–1999 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan edebiyat, kültür ve düşünce dergilerinde postmodernizmin nasıl tartışıldığını, kavramın hangi anlam çerçeveleri içinde ele alındığını ve eleştirmenler ile yazarların postmodernizme yönelik yaklaşımlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın merkezinde, söz konusu dönemde postmodernizmin Türk edebiyatı ortamına girişinin ve kavram etrafında şekillenen tartışmaların dergilerdeki yazılar üzerinden izlenmesi bulunmaktadır. Postmodernizmin yalnızca kuramsal bir kavram olarak değil, aynı zamanda edebiyat alanında ortaya çıkan yeni estetik yönelimler ve anlatı stratejileri ekseninde nasıl değerlendirildiği de incelenmiştir. Çalışmada Adam Sanat, Argos, Broy, Cemre, Cogito, Çağdaş Eleştiri, Defter, Dergâh, Doğu Batı, Edebiyat, Edebiyat Ortamı, Edebiyat ve Eleştiri, Gergedan, Günümüzde Kitaplar, Hürriyet Gösteri, Kitap-lık, Milliyet Sanat, Oluşum, Sanat Olayı, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Varlık, Virgül, Yazko Edebiyat, Yedi İklim, Yeditepe, Yeni Dergi ve Yönelişler dergileri taranmış; postmodernizm, postmodern anlatı unsurları ve postmodern yazarlar üzerine kaleme alınan metinler çerçevesinde Türk edebiyatında postmodernizmin görünümü ortaya çıkarılmak hedeflenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; 1980'li yıllarda Türk edebiyatında postmodernizme dair sınırlı sayıda yazı tespit edilmiş ve bu yazılar dar bir çerçeve içinde ele alınmıştır; 1990'lı yıllarda konuya ilişkin değerlendirmelerin belirgin biçimde arttığı, postmodernizm ve ona ait unsurların kuramsal anlamda kademeli olarak kavramsal bir değer kazandığı ve kimi eksikliklere rağmen tartışma alanının genişlediği görülmüştür.
Anonim ve limited şirketlerde şirket içi uyuşmazlıklarda ihtiyati tedbirler
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Bora, Mahmut Süha; Kervankıran, Emrullah
Yargılamaların uzunluğu dava sonunda gerçekleştirilecek hakkı tehlikeye sokmaktadır. Yargılama sonuna kadar dava konusu hakka veya şeyin muhafazası gerektiğinden geçici hukuki korumalar gün geçtikçe önem kazanmaktadır. İhtiyati tedbirler en yaygın geçici hukuki koruma türüdür. Anonim ve limited şirketlerde şirket içi uyuşmazlıkların çıkması olağandır. Özellikle küçük pay sahipleri açmış oldukları davalarla ortaklık haklarını kullanmaktadır. Çoğunluk pay sahiplerinin veya yöneticilerin, azınlığın açtığı davaların sonucunu bertaraf etmek için bir takım kötü niyetli girişimlerde bulunması muhtemeldir. Bu halde şirket içi uyuşmazlıklarda geçici hukuki koruma ihtiyacı doğmaktadır. Bununla birlikte uygulanacak geçici hukuki korumaların niteliğinin, şartlarının, usul ve esaslarının tespit edilmesi gerekmektedir. Kanunda özel düzenleme bulunmaması halinde bir uyuşmazlıkta başvurulacak geçici hukuki koruma türü ihtiyati tedbirdir. Şirket içi uyuşmazlıklar yalnızca şirket ve paysahiplerini değil; aynı zamanda alacaklılar, çalışanlar ve devlet gibi üçüncü kişileri de ilgilendirmektedir. Zira sermaye şirketleri, sağladıkları istihdam ve katma değer ile, ülke ekonomisinin yapıtaşını oluştururlar. Sermaye şirketlerinin şirket içi uyuşmazlıklarındaki tedbir taleplerinin değerlendirilmesinde genel tedbir hükümleri ile şirketler hukukunun özel düzenlemelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Biz de "Anonim ve Limited Şirketlerde Şirket İçi Uyuşmazlıklarda İhtiyati Tedbirler" başlıklı tezimizle; medeni usul hukuku ve şirketler hukukunu ihtiva eden disiplinler arası bir çalışma yapmaya gayret ettik. Nitekim, ihtiyati tedbirler, kullanıldığı uyuşmazlığın özellikleri ile birlikte değerlendirilirse yanlış kararların ve hak kayıplarının önüne geçilebilecektir. Çalışmamızın birinci bölümünde geçici hukuki korumaların tanımı, amacı, özellikleri incelenmiş ve özellikle ihtiyati tedbir kurumu üzerinde durulmuş, şirketler hukukuna özgü geçici hukuki korumaların mevcut olup olmadığı değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, inceleme konumuz olan genel kurulun hükümsüzlüğü, anonim ve limited şirketin haklı sebeple feshi, limited şirket müdürünün haklı sebeple azli ve limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma davaları genel hatlarıyla incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise çalışma konusu davalarda verilebilecek ihtiyati tedbir kararları, bunların kapsamı, türleri, uygulamada görünme biçimleri, usul ve esasları güncel yargı kararlarıyla birlikte incelenmiştir.
Türk şiirinde vicdan ve merhamet(1860-1923)
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Karahan, Ali; Dayanç, Muharrem
Vicdan, tekâmül ettiği derecede niyet ve eylemleri etkilediği gibi bir ahlak düzeneği olarak da iyiliğe yönelten ve üstlendiği kaideler doğrultusunda kendiliği aklanmaya, iç huzura ulaştıran, aksi durumlarda ise azap ve pişmanlığı tinsel boyutta yaşatan bir egemendir. Aklın, duygunun ve sezginin paydaşlığında işleyen vicdan, muhasebe, murakabe ve muhakeme noktasıdır. Ondan kök alan merhamet ise acı karşısında geliştirilen içlenme, elemi dindirmeye dönük bir erdem ve öz çıkarlarından soyutlanarak ötekinin yararını gözetmektir. Sıcakkanlılık, duygudaşlık, hoşgörü, yardımseverlik ve her türlü dokunaklı duruma karşı bir hassasiyet geliştirmek merhametin yansımalarıdır. Tanzimat Fermanı'ndan ilhamla değişen düşünce ve söylem, şiirin farklı misyonlar üstlenmesine zemin hazırlamış; hürriyet, adalet, vatan gibi kavramlarla birlikte vicdan ve merhamet de Türk şairinin odağındaki temel değerler hâline gelmiştir. Ayrıca söz konusu kavramlar, yenileşme sürecindeki insan ve toplum tasavvurlarını şekillendiren önemli birer referans noktası olmuştur. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi öncü isimlerle başlayan yeni algı, Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî ve Millî Edebiyat dönemlerinin estetik anlayışlarıyla genişlemiş; böylece vicdan ve merhametin temsili çok katmanlı/boyutlu bir yapı kazanmıştır. Çalışmada öncelikle vicdan ve merhametin felsefi, sosyolojik, psikolojik ve teolojik boyutları kavramsal bir çerçevede ele alınmış, ardından bu kavramların alımlanmaları, şiir diline dâhil oluş biçimleri, şairin onlar karşısında konumlanışı tematik örüntüler üzerinden değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, vicdan ve merhametin kendiliğin hem teşekkülünde hem de toplumla ilişkilerinde belirleyici birer unsur olarak modern Türk şiirinde güçlü bir görünürlük kazandığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda vicdan ve merhamet ekseninde Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadar yazılagelen/süregelen Türk şiiri üzerine kapsamlı ve eleştirel bir okuma sunulmuş ve edebî metin kapsamında imlenen anlam düzeyleri incelenmiştir.


















