İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Medeniyet, İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve üniversite adresli yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Klâsik Türk edebiyatında devlet yöneticilerine nasihat literatürü ve "Siyâsetnâme" türüne eleştirel yaklaşım
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Başar, Aliosman; Güleç, İsmail
Bu çalışmanın konusu, Klâsik Türk edebiyatı sahasındaki devlet yöneticilerine
nasihat literatürünün bugün daha ziyade “siyâsetnâme” adıyla anılan
örnekleridir. Edebiyat ve siyasetin kesiştiği alanda yer alan bu eserler hakkındaki
sorgusuz ön kabulleri problem edinen çalışmada “siyâset”, “siyâsetnâme” ve
“nasîhatnâme” kavramları mezkûr yazın bağlamında yeni baştan düşünüldü. Bu
düşünceler neticesinde sınırları belirginleştirilmeye çalışılan yöneticilere nasihat
literatürünün, beslendiği kaynaklarla irtibatı da göz önünde bulundurularak,
Osmanlı’nın kuruluşundan 17. yüzyıla kadarki seyri takip edilmeye çalışıldı.
Çalışmanın ilk bölümünde siyâset kavramının anlam alanı ve Osmanlı
yazınındaki kullanımları belirlenmeye çalışıldı. “Siyâsetnâme” kavramına
ayrılan ikinci bölümde “siyâsetnâme”nin birbiriyle ilişkili üç farklı literetürü
işaret ettiği ve İslâm/Osmanlı yazınında “devlet yöneticilerine nasihat için
yazılmış eserler” şeklinde özetlenebilecek en yaygın tanımının, 20. yüzyılın
ortalarında ortaya çıktığı belirlendi. Bu doğrultuda söz konusu tanıma dahil
edilebilecek eserlerin “siyâsetnâme” olarak adlandırılması tartışmaya açıldı.
“Nasîhat” ve “Nasîhatnâme” kavramlarına odaklanan üçüncü bölümde devlet
yöneticilerine nasihat etmek maksadıyla yazılan eserlerin arka planı ortaya
konulmaya çalışıldı. Akabinde nasîhatnâmelerin “siyâsetnâme” “vasiyetnâme”
türleriyle; edeb/âdâb ve ahlâk literatürleriyle ilişkisi ortaya konulmaya çalışıldı.
Dördüncü bölümde, devlet yöneticilerine nasihat literatürünü şekillendiren
kaynakların tespiti yapılmaya çalışıldı. Beşinci bölümde ise, mezkûr literatürün
başlangıçtan 17. yüzyıla kadarki örnekleri yazarları, muhatapları, şekil, içerik,
telif-tercüme ve edebî yönleriyle tanıtılmış; mesnevi, kaside ve gazel gibi farklı
nazım şekilleriyle kaleme alınmış metinlerin de bu bağlamda
değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, yöneticilere nasihat literatürünün 16.
yüzyılın ortalarından itibaren görülmeye başlanan ve Osmanlı’ya has birtakım
özelliklerle farklılaşan örnekleri bu literatürün ayrı bir kolu olarak
değerlendirildi. Bugün “inhitât literatürü” veya “ıslahatnâme” olarak nitelenen
bu eserlerin genelinin de nasihat temelinde kaleme alındığı ve bu doğrultuda
“ıslahata yönelik nasihatnameler” olarak nitelenebileceği açıklanmaya çalışıldı.
Doğal atıkların selüloz kaynağı olarak değerlendirilmesi ve uygulama alanlarının geliştirilmesi
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Aras, Onur; Kazanci, Murat; Tanören, Bükem
Bu çalışmada, çeşitli lignoselülozik atıklardan selüloz ve biyoplastik (film ve
aerojel) üretim potansiyeli araştırılmıştır. Maydanoz sapı, ananas yaprağı, ceviz
kabuğu ve kenevir lifi gibi kaynaklardan selüloz ekstrakte edilmiş ve kimyasal
bileşimleri analiz edilmiştir. En yüksek selüloz içeriğine sahip olan kenevir lifi,
selüloz nanokristali (CNC) üretimi için seçilmiş ve CNC’ler AFM, DLS, zeta
potansiyeli, XRD, XPS ve iletkenlik titrasyonu ile karakterize edilmiştir. İkinci
aşamada, ekstraksiyon işlemi uygulanmaksızın trifloroasetik asit (TFA) ve saf su
kullanılarak biyoplastik filmler üretilmiştir. Çözücü ve katkı (PVA) etkileri,
Sinkrotron FTIR Mikrospektroskopisi (SR-μFTIR) ile incelenmiş, selüloz,
hemiselüloz ve lignin gibi doğal bileşenlerin film matrisine başarıyla aktarıldığı
gösterilmiştir. Ancak su bazlı filmler düşük çekme dayanımı sergilemiştir. Bu
nedenle, kenevir bazlı matrislere %1–15 oranlarında CNC eklenmiştir. CNC oranı,
SAM morfoloji sonuçlarına göre optimize edilmiştir. %10 ve %15 CNC katkıları
sırasıyla %161 ve %150 oranında dayanım artışı sağlamıştır (20,77 MPa’dan
54,15 ± 1,05 ve 51,87 ± 1,26 MPa’a). %10 CNC katkısı, toksik TFA bazlı filmlerden
%6 daha yüksek dayanım göstermiştir ancak uzama değerinde belirgin düşüş
gözlenmiştir. Optik analizlerde CNC içeriğiyle birlikte polarizasyon değişimleri
izlenmiş, termal özelliklerde kısmi iyileşme kaydedilmiştir. Son aşamada, selüloz
türevlerinden CMC-kil katkılı (Laponit, Kaolin, Halloysit) aerojeller üretilmiştir.
En yüksek mekanik dayanım CMC: L5 (328,245 Pa), CMC: K5 (40,891 Pa) ve
CMC:H5 (33,323 Pa) örneklerinde elde edilmiştir. En iyi ısı yalıtımı performansı
ise CMC-K3 örneğinde gözlenmiş, kil katkılarının ısıl bariyer etkisi sağladığı
sonucuna varılmıştır.
Büyük teknoloji (Big tech) şirketlerinin yasa yapım süreçlerine etkisi üzerine bir değerlendirme
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Akbaş, Suna Nur; Kama Işık, Sezen
Büyük teknoloji şirketlerinin marka değerini artırarak ulusötesi bir alana yayıldığı,
kendilerinin de dahil olduğu marketleri domine ederek dünyada çok büyük hasılat
elde ettiği bilinen bir gerçekliktir. Büyük ekonomik yatırım ve istihdam sağlayan,
katma değer oluşturan, birçok farklı ülke, toplum ve insan alışkanlıklarını etkileyen
büyük teknoloji şirketlerinin politika ve yasalara yön vermesi
gözlemlenebilmektedir. Teknoloji devleri her çağda farklı markalarla özdeşleşse de
hepsi kendi kar maksimizasyonunu esas aldığı ve bu amaç doğrultusunda da gerek
lobicilik yaparak, gerek baskı grupları ile, gerek kamuoyu oluşturarak, gerekse de
ekonomik etki yaratarak kendi lehlerine yasa ve politika oluşturulmasını hükümet
ve devletlerden talep ettiği örneklere rastlanmıştır. Bu talepler zaman zaman kabul
görmüş, zaman zaman ise eleştirilmiştir. İki büyük dünya gücü olan ulus devletler
ve ulusötesi şirketler arasında güç kaymalarının oluşmaya başladığı çağımızda ise
bu iki büyük gücün nasıl hareket edeceği, birbirini etkileme potansiyeli ise
tartışılmaya başlanmıştır. Devletler siyasal iktidar sahibi egemen olmalarından
kaynaklanan güçlerini yitirmemek için büyük teknoloji şirketleri ile işbirliği
yapmak ya da bu şirketlere kısıtlamalar getirmek gibi farklı mekanizmalar
öngörmeye devam etmiştir. Bu mekanizmalardan işbirliği ve arabuluculuğa yakın
yeni metotlar da türemiştir. Son yıllarda adı geçen teknoloji elçileri bir diğer adıyla
“teknomatlar” bu tür bir metodu oluşturmakta olup, zaman içerisinde şirketler ve
devletler arasındaki ilişkilerin değişmeye ve gelişmeye devam edeceğini ortaya
koymaktadır. Bu kapsamda çalışmamamızda teknoloji şirketlerinin hukuk sistemi
içerisindeki yeri ve anılan şirketlerin yasa yapım süreçlerine etkisi anlatılarak; bu
etkinin doğuracağı muhtemel sorunlara yönelik çözüm önerileri ele alınacaktır. Bu çerçevede özellikle yeni bir “teknomasi” aracı olan “teknomatlar” barışçıl çözüm
önerisi olarak değerlendirilmektedir.
VIII. Türkiye Kadın Felsefeciler Topluluğu Kongresi 27-28 Kasım 2025 Özet Kitap: Savaş ve Felsefe
(Medeniyet Üniversitesi Yayınları, 2025) Boyacı, Nihal Petek; Yazıcı, Murat Fatih; Likoğlu, Tarık
Savaş, yalnızca fiziksel bir yıkım değil; aynı zamanda düşünceyi, değerleri, kurumları ve
hatta anlamın kendisini kesintiye uğratan radikal bir kırılmadır. 20. yüzyılın kitlesel
savaşları –I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı, Soğuk Savaş, Vietnam, Körfez Savaşı,
Yugoslavya iç savaşları, Irak ve Afganistan müdahaleleri– yalnızca coğrafi haritaları
değil, felsefi soruların yönünü de dönüştürmüştür. Bugün ise Ukrayna’daki işgal, Doğu
Türkistan’daki katliamlar, Afrika’daki, Myranmar’daki çatışmalar ve Gazze’deki soykırım
suçları savaşın artık sadece “silahlı çatışma” değil, etik, politik, teolojik ve ontolojik bir
strateji olduğunu göstermektedir.
Felsefe ise, çağlar boyunca savaşın hem tanığı, hem eleştirmeni, hem de bazen istemeden
ortağı olmuştur. Bugün, savaşın şekil değiştirdiği, yeni coğrafyalara, dillere ve zihinlere
sıçradığı bir dönemde, felsefenin bu karmaşık ilişkiyi nasıl kavradığını, nasıl
sorguladığını ve nasıl dönüştürebileceğini tartışmaya çağırıyoruz. Kadın felsefeciler
olarak, savaşın çok katmanlı doğasını feminist, etik, ontolojik, politik, estetik ve
epistemolojik açılardan yeniden düşünmeyi, savaşın felsefi temsillerini sorgulamayı ve
barışın olanaklarını birlikte aramayı amaçladık.
III. Politik Psikoloji Sempozyumu: Hakikat Sonrası Dönemde Siyasetin Psikolojisi Bildiri Özeti Kitabı
(Medeniyet Üniversitesi Yayınları, 2025) Köse, Muhammed
İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Politik Psikoloji Dergisi iş birliğiyle düzenlenen III.
Politik Psikoloji Sempozyumu 17 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi
merkez kütüphanesinde gerçekleşti. “Hakikat Sonrası Dönemde Siyasetin Psikolojisi”
temasıyla gerçekleştirilen sempozyum akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler tarafından
yoğun ilgi gördü.
Sempozyumda siyasi algı, nöropolitika, kimlik siyaseti, kitle psikolojisi ve dijitalleşme
gibi pek çok konu, alanında uzman konuşmacılar tarafından ele alındı. Hakikat sonrası dönemin
farklı boyutlarıyla ele alındığı 11 oturumda toplam 47 sunum yapıldı.
Bu kitap, sempozyumda sunum yapan katılımcıların bildiri özetlerinden oluşmaktadır.
Özetler sempozyum programına göre sıralanmıştır. Bildirileriyle sempoyuma katkıda bulunan
bütün katılımcılara teşekkür ederiz.


















