İnsani güvenlik ile insani kalkınma ve insan hakları ilişkisi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Güvenlik uluslararası ilişkilerde uzun süre devletin güvenliği olarak anlaşılmış, güvenliğin, insan güvenliği boyutu ihmal edilmiştir. 1994 yılında BM tarafından gündeme getirilen "insani güvenlik" yaklaşımı, insanı önceleyen yeni bir güvenlik anlayışı getirmiş, devlet merkezli güvenlik anlayışı yerine, insan merkezli bir güvenlik anlayışı önermiştir. İnsani güvenlik, insanların her türlü tehdide karşı güvende olması, insanların korkudan özgürlük, istekten özgürlük ve onurlu yaşama özgürlüğünün sağlanmasıdır. Uluslararası alanda önemli bir etki yapan insani güvenlik yaklaşımı farklı açılardan incelenmiş, ancak onun insan merkezli diğer yaklaşımlar olan insani kalkınma ve insan hakları ile ilişkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu tezde insani güvenlik ile insani kalkınma ve insan hakları arasındaki teorik ve pratik ilişki araştırılmaktadır. Bu ilişkinin teorik boyutunun araştırılmasında belge inceleme yöntemi kullanılmakta ve ilgili akademik kaynaklar eleştirel bir yöntemle incelenmektedir. Pratik boyutun araştırılmasında ise vaka çalışması yöntemi kullanılmakta ve Kenya, Kamboçya ve Kosova ülke örnekleri analiz edilmektedir. Bu ilişki hakkındaki baskın görüş, insani güvenlik ile insani kalkınma ve insan haklarının "kardeş yaklaşımlar" olduğu ve bu yaklaşımların birbirlerini destekledikleri ve tamamladıkları şeklindedir. Ne var ki, bu kardeş yaklaşımlar arasındaki ilişki sorunsuz değildir ve göründüğünden daha karmaşıktır. İnsani güvenlik ile insan hakları ve insani kalkınma arasında olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü bir ilişki vardır. Bu durumun farkına varılması, insani güvenliğin daha doğru şekilde anlaşılmasını, insani kalkınma ve insan haklarıyla olan ilişkisinin daha sağlıklı bir şekilde kurulmasını ve insani güvenliğin özgürleştirici etkisinin artmasını sağlayacaktır.
Security has long been understood as the security of the state in international relations. Therefore, the human security dimension of security has been neglected. The human security approach, which was brought to the agenda by the UN in 1994, brought a new security concept prioritizing the human person and suggested a human centered security approach instead of the state-centered security approach. Human security is ensuring people's safety against all kinds of threats, ensuring people's freedom from fear, freedom from will, and freedom to live in dignity. The human security approach, which has a significant impact on the international area, has been examined from different perspectives, but its relationship with human development and human rights, which are other human-centered approaches, has not been adequately studied. This thesis investigates the theoretical and practical relationship between human security with human development and human rights. In the research of the theoretical dimension of this relationship, the document review method is used and relevant academic sources is examined with a critical method. In researching the practical dimension, the case study method is used and the country examples of Kenya, Cambodia and Kosovo are analyzed. While the dominant view within the literature is that human security, human development and human rights are "sister approaches" and that these approaches support and complement each other, this thesis argues that the relationship between these sister approaches is not as smooth and in fact more complex than assumed. There is a two-way relationship, positive and negative, between human security with human rights and human development. Realization of this situation will provide a more accurate understanding of human security, a healthier relationship with human development and human rights, and an increase in the liberating effect of human security.










