Avrupa Birliği Adalet Divanı kararlarında sürdürülebilir kalkınma

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde "aynı düzeyde veya biçimde devam edebilen" şeklinde; Oxford Sözlüğünde ise "devam ettirebilmeyi sağlamak" ya da "aynı seviyede veya düzeyde devam etmek" şeklinde tanımlanan "sürdürülebilir" ifadesi çevresel tahribatı azaltmak amacıyla kalkınma kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Sürdürülebilir kalkınma kavramının somutlaşmış ilk örneği, 1893 yılında İngiltere ve ABD arasında gerçekleştirilen Pasifik Denizi'ndeki kürklü fok popülasyonunun muhafazasını sağlamak adına yapılan Bering Denizi Tahkimidir. II. Dünya Savaşı sonrası çevre kirliliği nedeniyle önem kazanan bu kavram, Brundtland Raporu'nda, sürdürülebilir kalkınma "Bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılama olanaklarını tehlikeye atmaksızın karşılayan kalkınma" olarak tanımlanmıştır. Kavramın çevrenin korunması, ekonomik kalkınma ve sosyal kalkınma olmak üzere üç sac ayağının bulunduğu ifade edilmektedir. Avrupa Birliği, sürdürülebilir kalkınmanın en önemli uygulayıcılarından biri olarak, bu kavramı Maastricht Antlaşması ile yasal düzenlemelerine entegre etmiştir. Avrupa Birliği'nin çevre koruma anlayışı, yüksek düzeyde koruma, ihtiyatlılık ve kirleten öder ilkeleri gibi prensipleri içermekte; Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Stratejik Çevresel Değerlendirme gibi araçlar ise çevresel tahribatı önlemede önemli rol oynamaktadır. Avrupa Birliği Adalet Divanı, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen yenilikçi kararlar almakta, ancak bu alanda daha çok çevrenin korunması boyutuyla sınırlı kalmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ise ekonomik ve sosyal unsurları da içermektedir. İhtiyatlılık ilkesini güçlü bir şekilde uygulayan Avrupa Birliği Adalet Divanı, çevre ve insan sağlığını koruma alanında önemli içtihatlar oluşturmuştur. Ancak, sürdürülebilir kalkınmaya demokratik katılım ve entegrasyon gibi ilkelerde yapılan atıfların az olduğu görülmektedir. Çalışmanın genel amacı, sürdürülebilir kalkınmanın gelişiminin ele alınması ile hem Birleşmiş Milletler'in hem de Avrupa Birliği'nin bu alanda ortaya koyduğu ilkelerin detaylıca incelenmesi ve Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın sürdürülebilir kalkınmaya ve onun ilkelerine olan yaklaşımının içtihatlarla analiz edilmesidir.

The term "sustainable," is defined as "capable of continuing at the same level or in the same manner" in the Turkish Language Association Dictionary, and as "to ensure continuation" or "to continue at the same level or in the same manner" in the Oxford Dictionary, has been associated with the concept of development to reduce environmental damage. The first concrete example of sustainable development was the Bering Sea Arbitration conducted in 1893 between the United Kingdom and the United States to protect the fur seal population in the Pacific Ocean. This concept, which gained importance due to environmental pollution after World War II, was defined in the Brundtland Report as "development that meets the needs of the present without compromising the ability of future generations to meet their own needs." The concept is said to have three main pillars: environmental protection, economic development, and social development. The European Union, as one of the most important implementers of sustainable development, integrated this concept into its legal framework with the Maastricht Treaty. The EU's approach to environmental protection includes principles such as high levels of security, the precautionary principle, and the polluter pays principle. Tools such as Environmental Impact Assessment and Strategic Environmental Assessment play an important role in preventing environmental damage. The Court of Justice of the European Union has made innovative decisions supporting sustainable development, but these decisions are generally limited to the environmental protection aspect. Sustainable development, however, also encompasses economic and social dimensions. The Court of Justice of the EU, strongly applying the precautionary principle, has established important case law in protecting the environment and human health. However, references to principles such as democratic participation and integration in sustainable development appear to be limited. The general aim of this study is to examine the development of sustainable development, analyze in detail the principles put forward by both the United Nations and the European Union in this field, and analyze the Court of Justice of the European Union's approach to sustainable development and its principles through case law.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Sürdürülebilir Kalkınma, Uluslararası Çevre Hukuku, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Avrupa Birliği Çevre Hukuku, Birleşmiş Milletler, Sürdürülebilir Kalkınma, Uluslararası Çevre Hukuku, Avrupa Birliği Adalet Divanı, Avrupa Birliği Çevre Hukuku, Birleşmiş Milletler

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren