Üst Düzey Kamu Yöneticilerinin Yetiştirilmesi: Türkiye Örneği
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu çalışma, Türk yönetici yetiştirme geleneğine göre üst düzey kamu yöneticilerinin yetiştirilmesini değerlendirme ve buna yönelik kuramsal bir model önerisi sunma amacı taşımaktadır. Kamu yönetimi literatüründe üzerinde önemle durulan ve tartışılan konulardan birisi de üst düzey yöneticilerin yetiştirilmesi gelmektedir. Şüphesiz ki etkili ve verimli bir kamu yönetiminin gerçekleşmesinde en önemli rol üst düzey yöneticilere düşmektedir. Bu kamu yöneticilerinin iyi yetiştirilmesi, başarılı bir yönetimin anahtarı olarak kabul edilmektedir. Tarihte güçlü devletler kuran ve asker-sivil yönetici yetiştirme geleneğine sahip olan Türkiye’de hâlihazırda üst düzey kamu yöneticilerinin yetiştirilmesine yönelik bir sistem bulunmamaktadır. Bu minvalde kamu yönetiminin etkin bir yapıya kavuşturulabilmesi için öncelikle üst düzey yöneticilerin yetiştirilmesine yönelik işlevsel bir sistemin ve merkezî bir kurumun gerekliliği hissedilmektedir. Üst düzey yöneticilerin yetiştirilmesi, her devletin tarihsel ve toplumsal evriminin doğal bir sonucu olarak kendi yönetici yetiştirme geleneklerine göre farklılık arz etmektedir. Bu doğrultuda Türk yönetici yetiştirme geleneği de üst düzey kamu yöneticilerinin yetiştirilmesinde idari bir kod olarak anlamlandırılmalı ve adlandırılmalıdır. İbn Haldun: “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer” (1997: 20) demektedir. Bu söz, metaforik bir anlatımla da olsa çok kadim bir gerçeğe temas etmektedir. Eski Türk devletlerinde üst düzey yönetici yetiştirme uygulamaları, zengin bir ortak tarihî mirastır. Bu miras, oluşturulacak Türk yönetici yetiştirme sistemini şekillendirmede önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmada; ‘Türk yönetici yetiştirme geleneğine’ göre ‘üst düzey kamu yöneticilerinin yetiştirilmesinin’ mümkün ve gerekli olduğu iddia edilmektedir. Bu çerçevede öncelikle Türk yönetim tarihi retrospektif bir bakış açısı ile incelenerek, prospektif bir yetiştirme modelinin geliştirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Buna yönelik öne sürülen kuramsal model de alan verileri doğrultusunda analiz edilmektedir.
This study aims to evaluate the training of senior public administrators according to the Turkish administrator training tradition and to propose a theoretical model for this purpose. One of the issues emphasized and discussed in the public administration literature is the training of senior administrators. Undoubtedly, the most important role in achieving effective and efficient public administration falls to senior administrators. Good training of these public administrators is recognised as the key to successful administration. Türkiye, which has established many states throughout history and has a tradition of training military and civilian administrators, currently does not have a functional system and a central institution for training senior public administrators. In this regard, a system for training these administrators is supposed to be essential to creating an effective public administration structure and functioning. As a natural consequence of the historical and social evolution of each state, the training of senior administrators may differ according to their own traditions of executive training. In this regard, the Turkish executive training tradition should be understood and named as an administrative code in the training of senior public administrators. Ibn Haldun (1997: 20) says: “The past resembles the future more than water resembles water.” This aphorism touches upon a very ancient truth, albeit metaphorically. The practices of training senior public administrators in the ancient Turkish states are a rich and common historical heritage. This heritage has significant potential in shaping contemporary training systems. This study claims that ‘training senior public administrators’ according to the 'Turkish administration tradition' is possible and necessary. In this context, it is argued that a prospective training model should be developed by retrospectively examining Turkish administrative history. The theoretical model put forward for this purpose was analyzed in line with field data.










