İstanbul Medeniyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Medeniyet, İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve üniversite adresli yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
16. yy. İtalyanca ve Almanca ile 18. yy. Osmanlı Türkçesi De Materia Medica şerhleri üzerinden soporifik drogların incelenmesi
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Çapar, Mukaddes; Yavuz, Mustafa
Bu tez çalışması Antik Yunan hekimi Dioscorides’ in De Materia Medica isimli
eserinde uyku verici / uyuşturucu (soporifik) olarak tanımlanan droglar
merkeze alınarak; bu drogların nitelikleri, kullanım amaçları, uygulama
yöntemleri, De Materia Medica’nın şerhleri aracılığıyla tarihsel aktarım biçimleri
ve modern farmakolojideki karşılıklarını incelemektedir. Soporifik droglar,
hastalıklar ve cerrahi müdahaleler sırasında ağrıyı azaltmak, hastayı
uyuşturmak, sakinleştirmek ve uyutmak amacıyla kullanılan bitkisel ve
madensel kaynaklı maddelerdir. Dioscorides’ in tanımladığı bu droglar hem
Doğu hem de Batı tıbbında hekimler tarafından referans alınmış, farklı dillere
çevrilerek yeni anlam katmanlarıyla birlikte bir sonraki yüzyıla aktarılmıştır.
Bu bağlamda tezde, Dioscorides’ in De Materia Medica adlı eserinde yer alan on
sekiz soporifik drogun özellikleri; Pietro Andrea Matthioli’ nin 16. yüzyılda
İtalyanca olarak kaleme aldığı I Discorsi eseri, Georg Handsch’ in aynı yüzyılda
Almanca yazdığı New Kreüterbuch ve Osman b. Abdurrahman’ın 18. yüzyılda
Osmanlı Türkçesiyle kaleme aldığı Kitab el-Nebat isimli eserlerindeki verilerle
karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede, ilgili kaynaklardaki
soporifik drog metinlerinin transkripsiyonları yapılmış ve günümüz Türkçesine
çevrilmiştir. Ardından gerçekleştirilen karşılaştırılmalı analizde, yazarların söz
konusu droglara ilişkin aktardıkları bilgilerde benzerliklerin yanı sıra, içeriksel,
biçimsel ve yoruma dayalı farklılıklar tespit edilmiştir.
Bunu takiben soporifik drogların modern farmakoloji, fitoloji ve terapötik
uygulamalardaki geçerliliğini incelemek amacıyla PubMed, ScienceDirect,
Google Scholar, EBSCO ve ResearchGate gibi uluslararası akademik veri
tabanları taranmıştır. İncelenen klinik çalışmaların ve literatür derlemelerinin
büyük bir kısmı insan veya hayvan deneylerinde drogların ekstrakt, infüzyon vb.
farmasötik formlarla uygulanmasına dayalı olup, bu drogların merkezi sinir
sistemi üzerindeki etkileri, doz-cevap ilişkileri ele alınmıştır.
Tez çalışması söz konusu soporifik drogların antik tıptaki kullanımları ile
modern tıptaki yerlerini karşılaştırmalı olarak değerlendirerek, bu alandaki
değişimi gözler önüne sermektedir. Elde edilen veriler doğrultusunda, anestezi
tarihi yazımının yeniden ele alınması gerektiğini savunmaktadır.
Prematüre retinopatisi muayenesi sırasında uygulanan çoklu nonfarmakolojik yöntemlerin etkinliğinin belirlenmesi
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Gündüz, Şirin; Aytekin Özdemir, Aynur
Bu çalışma, Prematüre Retinopatisi (ROP) muayenesi sırasında prematüre
bebeklere uygulanan çoklu nonfarmakolojik yöntemlerin ağrı ve fizyolojik
parametreler üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapıldı.
Çalışma, İstanbul’da bir üniversite hastanesinin yenidoğan yoğun bakım
ünitesi (YYBÜ)’nde 12 Temmuz 2024- 07 Temmuz 2025 tarihleri arasında
randomize kontrollü çapraz geçişli deneysel tasarımda yapıldı. Örneklemi,
araştırmaya alınma özelliklerini taşıyan 24 prematüre bebek oluşturdu.
Katılımcılar bloklu randomizasyon yöntemi ile gruplara atandı. Kontrol
grubunun (n=24) ROP muayenesi rutin uygulamaya göre yapıldı. Girişim
grubunun (n=24) ROP muayenesinde çoklu nonfarmakolojik yöntemler (%25
dekstroz solüsyonu+ besleyici olmayan emme+ kundaklama) kullanıldı.
Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, İzlem Formu ve Prematüre Bebek Ağrı Profili
Ölçeği-Revize Formu (PIPP-R) ile toplandı. Veriler, SPSS 25.0 paket
programında uygun testler ile analiz edildi. Etik onay, resmi izin ve ailelerden
aydınlatılmış onam alındı ve protokol kaydı (NCT06959290) yapıldı.
Çalışmada ROP-1 ve ROP-2 muayenesinde; işlem sırası (T2), T2 zamanından
2 dk sonra (T3) ve T2 zamanından 5 dk sonra (T4) girişim grubunun ağrı
düzeyi kontrol grubundan daha düşüktü (p<0.05). Girişim grubunun ağlama
süresi kontrol grubundan daha düşüktü (p<0.05). Grupların ROP muayenesi
süresi birbirine benzerdi (p>0.05). T4 zamanında girişim grubunun SpO2
ortalamaları kontrol grubundan daha yüksekti (p<0.05). T3 ve T4
zamanlarında kontrol gruplarının KTA/dk ortalamaları girişim gruplarından
daha yüksekti (p<0.05). ROP muayenesi sırasında prematüre bebeklere
uygulanan çoklu nonfarmakolojik yöntemlerin ağrı düzeyini azaltmada etkili
olduğu bulundu. Prematüre bebeklerde ROP muayenesi sırasında ağrı
yönetimi için çoklu nonfarmakolojik yöntemlerin kullanılması önerilir.
Çocuklarda göğüs tüpü çıkarma işlemi öncesi uygulanan lidokain-prilokain krem ve soğuk uygulamanın ağrı, anksiyete ve yaşamsal bulgulara etkisi: Randomize kontrollü çalışma
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Duran Küçük, Gamze; Aytekin Özdemir, Aynur
Bu çalışma, çocuklarda göğüs tüpü çıkarma işlemi öncesi uygulanan
Lidokain-Prilokain krem (LPK) ve soğuk uygulama yöntemlerinin ağrı,
anksiyete ve yaşamsal bulgular (SpO2, nabız/ dk) üzerine etkisini incelemek
amacıyla yapıldı.
Çalışma, İstanbul’da bir devlet hastanesinin pediatrik kardiyovasküler
cerrahisi kliniğinde 29 Aralık 2024- 07 Temmuz 2025 tarihleri arasında paralel
gruplarda randomize kontrollü deneysel tasarımda yapıldı. Örneklemi,
çalışmanın yapıldığı tarihler arasında belirtilen klinikte yatan ve araştırmaya
alınma özelliklerini taşıyan 66 çocuk oluşturdu. Çocuklar, bloklu
randomizasyon yöntemi ile iki girişim ve bir kontrol grubuna atandı. Kontrol
grubundaki çocukların (n=24) göğüs tüpü çıkarma işlemi birimin rutin
uygulamasına göre yapıldı. Girişim gruplarındaki çocuklara göğüs tüpü
çıkarma işlemi öncesi Lidokain-Prilokain krem (LPK) (n=21) uygulandı ya da
soğuk uygulama (n=21) yapıldı. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu”, “Girişim Takip
Formu” “Wong-Baker Yüz Ağrı Ölçeği (WBAÖ)”, “Çocuk Korku Ölçeği
(ÇKÖ)” ile toplandı. Veriler, SPSS 25.0 paket programında uygun testler ile
analiz edildi. Etik onay, resmi izin ve ailelerden aydınlatılmış onam alındı ve
protokol kaydı (NCT06913855) yapıldı.
İşlemden 1 dk önce (T2), işlemden 1 dk sonra (T3) ve işlemden 5 dk sonra (T4)
LPK ve soğuk uygulama grubunun ağrı düzeyi kontrol grubundan daha
düşüktü (p<0.05). Girişim gruplarının T3 ve T4 zamanlarında anksiyete
düzeyi kontrol grubundan daha düşüktü (p<0.05). LPK ve soğuk uygulama
gruplarının ağrı ve anksiyete puan ortalamaları arasında fark yoktu (p>0.05).
Çocuklarda ağrılı bir girişim olan göğüs tüpü çıkarılması işlemi öncesinde
LPK uygulaması ve soğuk uygulama yöntemlerinin kullanılması ağrı ve
anksiyete düzeyini azaltmada etkili yöntemler olduğu belirlendi. Göğüs tüpü
çıkarma işlemi öncesinde bu yöntemlerin kullanılması önerilir.
Açık bankacılıkta uygulama programlama arayüzü (API) entegrasyonunda karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri: Karşılaştırmalı niteliksel bir yaklaşım ile katılım bankası örneği
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kale, Murat; Aydıner, Arafat Salih
Bu tez, açık bankacılık sistemlerinde Uygulama Programlama Arayüzü (API) entegrasyon süreçlerinde karşılaşılan sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini
kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın odak noktası, Türkiye’deki Fintek şirketleri ile katılım bankaları arasında açık bankacılık
teknolojisinin uygulama alanlarıdır. Fintek alanında yürütülen çalışmada, entegrasyon problemleri, lisans ve belge gereklilikleri, veri akışı hataları ve güvenlik
endişeleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı nitel yöntem
benimsenmiş ve veri toplama süreci sektör uzmanlarıyla yapılan mülakatlar aracılı-
ğıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel sorusu, API entegrasyon süreçlerinde
ortaya çıkan teknik ve beşerî sorunların neler olduğu ve bu sorunlara yönelik hangi
çözüm önerilerinin entegrasyon süreçlerini daha etkin ve sürdürülebilir hale getirebileceğidir. Çalışmanın bilimsel katkısının, API entegrasyonu alanında literatüre
yeni bilgiler ekleyerek Fintek sektöründe yaşanan sorunların daha iyi anlaşılmasını
sağlaması hedeflenmektedir. Uygulamalı katkı ise, Fintek şirketleri ve katılım bankalarının entegrasyon süreçlerinde karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik
pratik öneriler sunarak süreçlerin hızlanması, kalitenin artırılması ve müşteri memnuniyetinin yükseltilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Araştırma
sonucunda geliştirilen çözüm önerilerinin, entegrasyon süreçlerini kolaylaştırarak
sektördeki iş birliklerini artırması ve açık bankacılık ekosisteminin daha verimli çalışmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Bu yönüyle çalışma hem akademik hem
de pratik düzeyde sektördeki uygulamalara yön verecek nitelikte bilgiler sunmayı
hedeflemektedir.
Geç Dönem Osmanlıdan Erken Dönem Cumhuriyet'e çocuk şarkıları üzerine söylem analizi (1876-1946)
(İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Hacıosmanoğlu, Selma; Şenlik, Ahmet Şefik
Osmanlının son yüzyılında Türk müziği repertuvarına eklenen çocuk şarkıları,
devletin kurtuluşu için geliştirilen toplumsal ve kültürel politikaların uygulama
alanlarından biri olması bakımından döneme dair önemli bir perspektif sunar.
Dönemin siyasî ve kültürel atmosferinde maarif politikalarının çocuk müziğini
nasıl yönlendirdiği; şair, bestekâr ve muallimlerin çocukların zihnine, ruhuna ve
kalbine hangi yollarla seslendiği dikkat çekicidir.
Meşrutiyet dönemine gelinceye kadarki çocuk şarkıları repertuvarı; çocuğa hitap
eden ninnilerden, mekteplerde ve sokaklarda söylenen ilahi ve türkülerden, millî
değerlerin çocuklara kazandırılmasında etkili olacağı düşünülen marşlardan
ibaretti. Pedagojik anlamda çocuğun zihin, ruh ve duygu dünyasına hitap eden
çocuk şarkısı ise bir musiki formu olarak 19. yüzyılın sonlarında repertuvardaki
yerini almıştır.
Bu araştırma, 1876-1946 yılları arasında repertuvara eklenen çocuk şarkılarından
oluşturulan bir seçkiyi, Norman Fairclough’un Eleştirel Söylem Analizi
yöntemiyle incelemektedir. Çalışma kapsamında yüzü aşkın yayından iki bine
yakın çocuk şarkısı derlenmiş, eserler liste hâlinde sunulmuştur. Konu ve tarih
esas alınarak hazırlanan seçkideki eserler; dönemin siyaset, kültür, sosyal yaşam
ve eğitim bağlamı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Çalışmanın amacı, söz konusu dönemlerde üretilen çocuk müziği güftelerinin
ideolojik, kültürel ve pedagojik dönüşümleri nasıl yansıttığını ortaya koymaktır.
Araştırma neticesinde, Geç Dönem Osmanlıdan Erken Cumhuriyet’e geçiş
sürecinde çocuk müziği ve edebiyatının kimlik inşası ve toplumsal dönüşüm
politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğu bilimsel yöntem ve belgeler ışığında
tahlil edilmiştir.


















