Bilinen koroner arter hastalığı olan ve acil serviste akut koroner sendrom tanısı alan hastaların demografik özellikleri, risk faktörleri ve ilaç uyumlarının değerlendirilmesi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

AMAÇ: Bu çalışmada demografik özelliklerin, koroner arter hastalığı risk faktörlerinin ve sekonder yaşam tarzı değişikliklerinin ve ilaç uyumunun rekürren koroner olay yaşamak üzerine olan etkilerini göstermek amaçlamıştır. YÖNTEM: Bu çalışmaya Mart 2018-Nisan 2020 tarihleri arasında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği ve Kardiyoloji polikliniğine başvuran 260 hasta dahil edilmiştir. Acil serviste akut koroner sendrom tanısı konulan ve tıbbi öyküsünde bilinen koroner arter hastalığı olan 160 hasta çalışmaya 'vaka grubu' olarak dahil edilirken, kararlı koroner arter hastalığı sebebiyle rutin kardiyoloji polikliniğine başvuran ve tıbbi öyküsünde tekrarlayan koroner olay ya da girişim bulunmayan 100 hasta 'kontrol grubu' olarak dahil edilmiştir. Bu iki grup arasında demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, öğrenim durumu) koroner arter hastalığı risk faktörleri, sekonder yaşam tarzı değişiklikleri ve Morisky İlaç Uyum Ölçeği-8 Anketi ile belirlenen ilaç uyum düzeyleri kıyaslanmıştır. Değişkenlerin dağılımı kolmogorov simirnov test ile ölçülmüştür. Nicel bağımsız verilerin analizinde bağımsız örneklem t test, mann-whitney u test kullanılmıştır. Nitel bağımsız verilerin analizinde ki-kare test, ki-kare test koşulları sağlanmadığında fischer test kullanıldı. Analizlerde SPSS 27.0 programı kullanılarak p değeri <0.05 kabul edilmiştir. BULGULAR: Morisky İlaç Uyum Ölçeği-8 skoru ortalama değerleri kontrol grubunda 6,5±2,3, vaka grubunda 5,5±2,5 (p=0,000) olarak saptandı ve kontrol grubunda tam uyum (8 puan) ve orta uyum (6-7 puan) oranları daha yüksek iken, ilaca düşük uyum (<6 puan) oranları vaka grubunda yüksek (p=0,001) olarak izlenmiştir. Böylece rekürren koroner olay ile ilgili olan vaka grubunda ilaç uyumunun düşük olduğu saptanmıştır. Kardiyak ilaçlara özgü olarak yapılan karşılaştırmada asetil salisilik asit ilacı hiç olmayanların oranı (p=0,023), olanlar içerisinde de düzensiz kullanım oranlarının (p=0,006) vaka grubunda yüksek olduğu izlenmiştir. Benzer şekilde beta bloker grubu ilaçların vaka grubunda düzensiz kullanımının istatiksel anlamlı (p=0,030) yüksek olduğu saptanmıştır. Statin kullanımı açısından iki grup arasında istatistiksel anlamlı fark yok iken her iki grubun LDL-K değerlerinin kılavuzların önerdiği düzeyden yüksek – vaka grubunda ort. 113.09±39.91, medyan:111, kontrol grubunda ort:102.99±39.44, medyan:96- olduğu izlenmiştir. Üre (p=0,004), kreatinin (0,012), lökosit (p=0,000), glukoz (p=0,000), nötrofil (p=0,022) düzeyleri vaka grubunda istatistiksel anlamlı yüksek izlenirken lenfosit (p=0,028) düzeyleri vaka grubunda istatistiksel anlamlı düşük izlenmiştir. İlaç sayısı ortalamasında iki grup arasında anlamlı fark izlenmez iken günde 10 ilaç ve fazla sayıda ilaç kullananların vaka grubunda anlamlı yüksek olduğu (p=0,009) saptanmıştır. SONUÇ: Morisky İlaç Uyum Ölçeği-8 Skorlamasına göre, rekürren koroner olay geçiren olgularda ilaç uyumunun düşük olduğu saptandı. İlaç gruplarına spesifik düzenli ve düzensiz kullanımlara bakıldığında, asetil salisilik asit ve beta bloker düzensiz kullanımının rekürren koroner olay yaşayan vaka grubunda daha yüksek olduğu izlendi. Rekürren koroner olay geçiren olgularda glukoz, üre, kreatinin, lökosit ve nötrofil düzeyleri yüksek saptandı. Rekürren koroner olay geçirilmesinin önlenmesinde ilaç uyumunun, risk faktörü modifikasyonu kadar önemsenmesi ve ilaç uyumunu arttırmak için çalışmalar yapılması gerekmektedir.

AIM: This study aimed to demonstrate effects of demographic characteristics, coronary artery disease risk factors, secondary lifestyle chnges and medication adherence levels on having recurrent coronary events. MATERIAL and METHOD: This study included 260 patients admitted to Istanbul Medeniyet University, Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın City Hospital Emergency Department and Cardiology Polyclinic between March 2018-April 2020. A total of 160 patient were included in study as 'case group' diagnosed acute coronary syndrome in emergency department and had coronary artery disease in medical history while 100 patients were included in study as 'control group' admitted to routine cardiology polyclinic and had no recurrent coronary event or intervention in medical history. The demographic characteristics (age, sex, educational level), coronary artery risk factors and secondary lifestyle changes and medication adherence - which had determined by Morisky Medication Adherence Scale-8 Questionare- compared between these two groups. The distribution of variables was measured by the kolmogorov smirnov test. Independent samples t test and mann whitney u test were used at the analysis of quantitative independent data. chi-square test was used in the analysis of qualitative independent data, and fischer test was used when the conditions of chi-square test were not met. We used the SPSS 7.0 program in the analyzes and p value accepted as <0.05. RESULTS: Mean values of the Morisky Medication Adherence Scale-8 Questionare score were 6.5±2.3 in the control group, 5.5±2.5 (p=0.000) in the case group. While in the control group the mean values of full adherence (8 points) and intermediate adherence (6-7 points) rates were higher, low adherence (<6 points) rates were observed as high in the case group (p=0.001). Thus medication adherence was found to be low in the case group which was with recurrent coronary event. In the comparison made specifically for cardiac drugs, the rate of those who did not use acetyl salicylic acid drugs (p=0.023) and the rate of irregular use of beta blocker drugs in the case group was found to be statistically significantly (p=0.030) high. While there was no statistically significant difference between two groups in terms of use of statins, it was observed that the LDL-K values of both groups were higher than the level recommended by the guidelines – the result has been found as mean 113.09±39.91, median:111 in the case group, in the control group mean: 102.99±39.44, median:96-. While urea (p=0.004), creatinine (p=0.012), leucocyte (p=0.000), glucose (p=0.000), neutrophil (p=0.022) levels were observed statistically significantly higher in the case group, lymphocyte (p=0.028) levels were observed statistically significantly low in the case group. While there was no significant difference between the two groups in terms of the average number of drugs, it was found that those using more than 10 drugs per day were significantly higher in the case group (p=0.009). CONCLUSION: According to the Morisky Medication Adherence Scale-8 scoring, it was found that medication adherence was low in patients with recurrent coronary events. Considering the regular and irregular usage of the specific drug groups, it was observed that irregular use of acetyl salicylic acid and beta blocker was more irregular in the group with recurrent coronary events. Glucose, urea, creatinine, leucocyte and neutrophyl levels were found to be high in patients with recurrent coronary events. We consider that in the prevention of recurrent coronary events, medication adherence should be as important as risk factor modification and in order to increase medication adherence, more studies should be designed.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Rekürren koroner olay, ilaç uyumu, Morisky ölçeği, koroner arter hastalığı, risk faktörleri, yaşam tarzı değişikliği, akut koroner sendrom, Recurrent coronary event, medication adherence, Morisky scale, coronary artery disease, risk factors, lifestyle changes, acute coronary syndromes

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren