Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Eğitimi Çalıştayı Bildiriler Kitabı
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Birkaç yıl önce uygulanmaya başlayan hukuk mesleklerine giriş sınavının sorumluluk alanına hukuk felsefesi ve sosyolojisi dersinin dahil edilmesiyle beraber hem anabilim dalının kendi içindeki mensuplarıyla hem de dışardaki akademisyen-lerle, yargı mensuplarıyla, merkezi teşkilatın diğer yetkilileriyle anabilim dalı hakkında düşünüp, tartışma, iletişim kurma ihtiyacı görünür oldu. Öyle ki anabilim dalı mensupları gerek dijital mecrada gerekse ayaküstü sohbetlerde sınava ilişkin çok çeşitli memnuniyetsizlikler dile getirdiler: Sorulan soruların türü, hangi konuların kapsama alındığı, soruları kimin hazırladığı, bu seçimim nasıl yapıldığı hatta bizatihi sınavın kendisinin yerindeliği, böyle bir sınavda hukuk felsefesi ve sosyolojisi dersine yer verilmesinin anlamlı olup olmadığı dahi tartışıldı. İdare, sadece hukuk felsefesi ve sosyolojisini sınav kapsamına alarak değil yargı reformu paketlerinde de anabilim dalının alanına giren müfredatı sık sık zikrederek de anabilim dalından belirli bir beklentiye sahip olduğunu ifade etti. Bunun dışında anabilim dalı yurtdışı araştırma kaynakları ve akademik personel alımı noktasında öncelikli alan olarak işaretlendi, yüksek yargı fakültelerden ilave ders açılmasını talep etti. Alan araştırması incelendiğinde görüleceği üzere bu tek yönlü bir beklenti de değildi; hukuk fakültelerinin sayısındaki artışa paralel olarak hukuk felsefesi ve sosyolojisi alanında istihdam edilenlerin de sayısı arttı. Belki daha önemlisi, bu alanda çalışmak isteyen namzet akademisyenlerin sayısındaki gözle görünür artış idi; bir önceki on yıla nispetle geçtiğimiz yıllarda mülakatlara çok daha yüksek katılım sağlandı. İlgideki artış yayıncılık üzerinden de takip edilebilir; son on beş yıl içerisinde yayınlanan tercümeler ve monografilerle birlikte alandaki yayınlar kitapçı raflarında ayrı bir tür olarak kendisine yer talep edebilecek düzeye erişti. Dolayısıyla refleksiyon ihtiyacını doğrulayan HMGS haricinde başka bir çok gelişmeden bahsetmek mümkündür; hukuk felsefesinin hukuki düşünmeyi ima edecek şekilde hukuk fakültesindeki konumu, bu bağlamda hukuk metodolojisi, hukuk bilimi derslerinin akıbeti, hukuk felsefesi ve sosyolojisi dersi için ulusal bir müfredat talep edilip edilemeyeceği, böyle bir müfredatın yokluğunda ulusal sınavın eşitlik bakımından doğuracağı sonuçlar, anabilim dalından merkezi idarenin beklentileriyle uyumlu olan hukuk felsefesi harici dersler, alanda yetişmiş akademisyen sayısının hala ihtiyacın gerisinde oluşu vb. ilgilenilmeyi bekleyen bir çok konu birikmişken bir yerden başlamak adına bu çalıştayı tertip ettik. Ne var ki alan araştırması anabilim dalının güncel ve isabetli bir panoramasını çıkararak resmi bir nebze netleştirmiş olsa da tüm gün süren çalıştayın yukarıdaki sorulara verilecek cevapları olgunlaştırmak için yeterli geldiğini söylemek iyimserlik olur. Bugün bu neviden teşebbüslerin sıklaştırılması, bu toplantıların anabilim dalı mensuplarıyla sınırlı tutulmaması, alanın daha detaylı betimlenmesi gerektiğini daha yakından hissettik. Akademisyenler, akademinin endüstrileştiği koşullarda kariyerine ölçülebilir bir katkı sunmayacak bu neviden etkinliklere ayırabilecek kaynaktan mahrumken çalıştaya emek veren tüm kürsüdaşlarıma teşekkür ediyorum. Ne yaptığımızın farkında olmak, ne yaptığımızı bilmek, yaptığımıza kendimizi katmak hülasa kendi hukukumuzu hem de iyi bir şekilde inşa edebilmek için buna muhtacız. Kürsünün hukuk için yerine getirebileceği bu işlevi dönüp kendisi için de üstlenmesi gerekiyor. Çalıştayın muradı bu yönde mütevazi bir başlangıç yapmak idi.










