TARİHİ EYLEM VE ANLAM BAKIMINDAN HÜMANİZM

dc.contributor.authorTaftalı, Oktay
dc.date.accessioned2025-05-10T14:05:35Z
dc.date.issued2017
dc.departmentİstanbul Medeniyet Üniversitesi
dc.description.abstractHümanist anlatı / söylem, bireyin, evrenin ve toplumun merkezine alınması için gerekli kolektif-tinsel meşruiyeti sağlayabilecek metinleri içermektedir. Bu öğreti uyarınca, Ortaçağlara egemen olan Tanrı merkezli dünya anlayışı, yerini insan merkezli bir dünyaya bırakmıştır. Hümanizm, genele olarak Ortaçağlardan sonra bağımsız kentsoylu (burjuva) bireyin inşası için zemin teşkil eden öğretinin adı olarak anlaşılabilir. Antik dünyadan başlayarak Hümanizm yüzyıllarına uzanan süreçte, farklı dünya tahayyülleriyle karşılaşıyoruz. Bu farklı tahayyüller, merkezlerine aldıkları problem ya da problemin öznesi bakımından birbirlerinden ayrılıyorlar ve kendi dönemlerini bu sayede belirliyorlar. Hümanizm açısında insan, yetersiz, henüz olmamış bir varlıktır. Ortaçağlar boyunca irdelenen, mükemmel Tanrı ve onun eksik yarattığı varlık olarak insan yine karşımızdadır. Onun bu yetersiz durumundan, tam bir varlığa dönüştürülmesi için eğitilmesi gerekir. Bu eğitimin temelinde ideal insana ulaşma amacı vardır. İdeal insana örnek olarak, Antik Yunan ve Romanın öznesi esas alınmalıdır. Bu doğrultuda Hümanizmin kendi içinde, seküler ve Hıristiyan eğilimli olmak üzere iki ana damarda seyrettiğini söyleyebiliriz. Avrupa tarihinin oluşum süreçleri içinde Hümanizm, kendisini \"evrensellik ilanıyla\" tescil eden, öznel çaba ve iradi süreçlerin başlangıcı şeklinde anlaşılabilecek ilk örneği teşkil ediyor. Bu iradi sürecin nesnel, maddi alt yapısını ise, \"erken dönem kapitalizminin\" belirlediğini öne sürebiliriz. 16. Yüzyıl itibariyle, sermayenin ve ticaret burjuvazisinin ortaya çıkışı, deniz aşırı hareketlerin yaygınlaşması, burjuva devrimleri ve endüstrileşme süreçleriyle nesnel maddi gücünü pekiştiren Batı, tinsel gücünü de Rönesans-reform ve Aydınlanma hareketleriyle belirgin kılmaya başlamıştır. Anılan yüzyılda Avrupa'nın, denizaşırı coğrafyalara yelken açmasıyla oluşan küreselleşme hareketi, sermayenin akışkanlığı sayesinde ikinci bir boyut edinerek, bu medeniyete, kendisini \"evrensel\" sıfatıyla tanımlama meşruiyeti sağlamıştır. O çağlarda başlayan küreselleşme sürecinin kendine özgü ve kendinden kaynaklanan çatışmalar eşliğinde ve sayesinde, kesintisiz biçimde günümüzdeki aşamaya ulaştığı gözlemlenebilir
dc.identifier.endpage223
dc.identifier.issn2148-0958
dc.identifier.issue9
dc.identifier.startpage207
dc.identifier.trdizinid263306
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/263306
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.14730/5321
dc.identifier.volume0
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.institutionauthorTaftalı, Oktay
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofFelsefi Düşün - Akademik Felsefe Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/closedAccess
dc.snmzKA_TR-Dizin_20250302
dc.subjectFelsefe
dc.titleTARİHİ EYLEM VE ANLAM BAKIMINDAN HÜMANİZM
dc.typeArticle

Dosyalar