Liken planopilaris hastalarında IL-31 ve IL-31RA ekspresyonu ve hastalık şiddeti ile ilişkisi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Liken planopilaris (LPP), sıklıkla kaşıntı ve enflamatuvar belirtilerle seyreden sikatrisyel bir alopesidir. Son dönemde, kaşıntı patogenezinde önemli rol oynadığı bilinen İL-31 ve reseptörlerinin (İL-31RA/OSMR) birçok enflamatuvar dermatozda doku düzeyinde artmış ekspresyon gösterdiği bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, LPP hastalarında epidermal ve dermal İL-31 ve İL-31RA ekspresyonlarını kontrol grubu ile karşılaştırmak ve bu ekspresyonların klinik bulgular, trikoskopik özellikler ve kaşıntı şiddeti ile ilişkisini araştırmaktır. İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde 2020-2024 yılları arasında tanı almış 30 LPP hastası ile yaş ve cinsiyet olarak uyumlu 30 sağlıklı birey retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Kaşıntı şiddeti Sayısal Derecelendirme Skalası (NRS) ile ölçülmüş, hastalık aktivitesi ise trikoskopik bulgular ve alopesik alanların saçlı derideki yaygınlığını yansıtan alan skoru temel alınarak belirlenmiştir. Tüm olgulara ait parafin bloklardan hazırlanan doku kesitleri İL-31 ve İL-31RA antikorları ile immünohistokimyasal olarak boyanmış, İL-31 ve İL-31RA ekspresyonları epidermiste boyanma yüzdesi, dermiste pozitif enflamatuvar hücre oranı üzerinden sayısal olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. LPP hastalarında hem epidermal hem dermal alanda İL-31 ve İL-31RA ekspresyonları kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,0001). Ancak kaşıntı şiddeti (NRS) ile İL-31 ve İL-31RA ekspresyon düzeyleri arasında anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Trikoskopik bulgulardan yalnızca perifoliküler skuam ile dermal İL-31RA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gözlenmiştir (p=0,039). Diğer trikoskopik bulgular ve kaşıntı skorları ile sitokin ekspresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. LPP hastalarında sağlıklı bireyler ile karşılaştırıldığında, İL-31 ve İL-31RA düzeylerinin yüksek bulunması, bu sitokin kompleksinin hastalık patogenezindeki enflamatuvar süreçlere katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir. Özellikle perifoliküler skuam ile dermal İL-31RA düzeyleri arasındaki ilişki, İL-31 aracılı immün yanıtın hastalık aktivitesi ile ilişkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, LPP tedavisinde İL-31'i hedef alan biyolojik ajanlar (örneğin Nemolizumab) ya da İL-31 yolağını inhibe eden JAK inhibitörlerinin potansiyel terapötik seçenekler olarak değerlendirilebileceğini desteklemektedir. Ancak bu ilişkinin daha net ortaya konabilmesi için daha geniş örneklemli, prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.
Lichen planopilaris (LPP) is a scarring alopecia frequently accompanied by pruritus and inflammatory signs. In recent years, interleukin-31 (IL-31) and its receptor components (IL-31RA/OSMR), known to play a key role in the pathogenesis of pruritus, have been reported to exhibit increased tissue expression in various inflammatory dermatoses. This study aimed to compare epidermal and dermal IL-31 and IL-31RA expression levels between LPP patients and healthy controls, and to investigate their association with clinical features, trichoscopic findings, and pruritus severity. Thirty patients diagnosed with LPP between 2020 and 2024 at Istanbul Medeniyet University and 30 age- and sex-matched healthy controls were retrospectively evaluated. Pruritus severity was assessed using the Numerical Rating Scale (NRS), while disease activity was evaluated based on trichoscopic findings and a scalp involvement area score reflecting the extent of alopecic patches. IL-31 and IL-31RA expressions were assessed via immunohistochemical staining of tissue sections prepared from paraffin blocks. Epidermal expression was quantified as the percentage of stained keratinocytes, and dermal expression as the proportion of IL-31/IL-31RA-positive inflammatory cells. All findings were statistically analyzed. IL-31 and IL-31RA expression levels were significantly higher in both the epidermis and dermis of LPP patients compared to controls (p<0.0001). However, no significant correlation was found between NRS pruritus scores and IL-31/IL-31RA expression levels. Among trichoscopic findings, only perifollicular scaling was significantly associated with dermal IL-31RA expression (p=0.039). No other significant associations were observed between trichoscopic features or pruritus severity and cytokine expression. The elevated IL-31 and IL-31RA levels observed in LPP patients suggest that this cytokine axis may contribute to the inflammatory processes underlying disease pathogenesis. The specific association between perifollicular scaling and dermal IL-31RA expression supports the role of the IL-31 pathway as a potential marker of disease activity. These findings indicate that anti-IL-31 agents such as Nemolizumab, or JAK inhibitors targeting IL-31 signaling, may represent promising therapeutic options in LPP. However, larger prospective studies are warranted to further clarify these associations.










