The effects of creativity activities through AI-based environments on foreign language anxiety among children

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

İngilizce öğrenimi, bulunduğumuz yüzyılda ve küreselleşen dünyada bireylerin akademik ve sosyal yaşantılarına uyum sağlayabilmeleri adına oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. İletişim kurma konusunda ortak bir dil olarak kabul edilen İngilizce, farklı anadile sahip bireylerin ortak bir dili olarak belirlenmiş ve küresel düzeyde iletişim dili olmasını sağlamıştır (Harmer, 2009). Bu sebeple erken yaşta edinilen İngilizce becerisi yalnızca akademik başarıyı arttırmakla kalmayarak aynı zamanda kültürlerarası farkındalığı arttırmakta, bilişsel gelişime ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye destek olmakta yarar sağlamıştır (Vilke, 1988; Barrow & Markman-Pithers, 2016). Yabancı dil olarak İngilizce öğrenme sürecini etkileyen en önemli faktörlerden biri de bireysel farklılıklardır. Özellikle yabancı dil öğrenme sürecinin içinde bulunan çocuk yaştaki öğrenenlerde sıklıkla karşılaşılan yabancı dil öğrenme kaygısı, çocuklarda öğrenmeye karşı oluşabilecek olumsuz tutumlara ve sınıf içinde katılım eksikliğine sebep olabilmektedir (Horwitz et al., 1986; Aydın, 2013). Çocukların kaygı düzeylerinin artmasında etkili olan etmenler arasında hata yapma korkusu, akran ve öğretmen tepkilerinden çekinme gibi faktörler bulunurken, yapılan araştırmalar bu etmenlerin öğrenme sürecine olumsuz yönde bir etkide bulunduğunu ortaya koymuştur (Djigunovic, 2021; Aydın et al., 2016). Bu bağlamda öğrencilerin kendilerini motive hissedecekleri, destekleyici ve onların ihtiyaçlarını gözeten sınıf ortamları oluşturmak önem arz etmektedir (Sotomayor Cantos et al., 2024). Destekleyici öğrenme ortamlarını oluştururken, sınıf içinde yaratıcılığı destekleyen aktivitelerin öğrenenlerin motivasyonunu artırma yönünde olumlu bir etkiye sahip olduğu, dili aktif olarak kullanmalarına olanak sunduğu ve öğrenme sürecini daha keyifli hale getirdiği vurgulanmaktadır (Cremin, 2015; Avila, 2015). Yaratıcılığın akıcılık, esneklik, özgünlük ve ayrıntılandırma gibi üst düzey düşünme becerilerini geliştiren zihinsel bir süreç (Guilford, 1957) olduğu göz önüne alındığında, sınıf içine entegre edilen yaratıcılık aktiviteleri sayesinde öğrencilerin özgüveni artırılarak dili daha aktif bir şekilde kullanmaları hedeflenmiştir. Bunların yanı sıra, yaratıcılık etkinliklerinin etksini sınırlayan müfredatla uyumsuzluk, küçük yaş gruplarının dilsel ifade becerilerinin sınırlı olması gibi bazı faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler sebebiyle yaratıcılık etkinlikleri zaman zaman yüzeysel kalabilmektedir. Yapay zekânın öğrenci ihtiyaçlarına yönelik kişiselleştirilmiş içerikler üretebilme ve öğrencilerin kaygı düzeylerini de göz önüne olarak uygun material ve görevler sunma (Jian, 2023; Pesovski et al., 2024) özelliği ile yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin sınıf içi etkinliklere entegrasyonu bu faktörlerin üstesinden gelmekte önemli bir araç olarak göze çarpmaktadır. Bunun yanı sıra, ses tanıma teknolojilerinin öğrenci telaffuzlarını geliştirmek adına kullanılabilecek bireysel destekler sağlaması da öğrencilere kendi hızlarında öğrenme fırsatı sunar ve özgüvenlerini geliştirmelerinde yardımcı olur (Huh & Lee, 2020). Bu çalışmada ana amaç, ilkokul düzeyinde İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen çocukların dil öğrenmesi kaygısı düzeylerinin belirlenmesi, geleneksel yaratıcı etkinliklerle YZ destekli yaratıcı etkinliklerin bu kaygı üzerindeki etkilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, farklı çeşitlerde sunulan yaratıcılık etkinliklerin hangilerinin öğrencilerin kaygı düzeylerini düşürmede daha etkili olduğu araştırılmıştır. Bu çalışma, sınıf içi aktivitelerin bilişsel ve duygusal ihtiyaçlara duyarlı ve bireyselleştirilmiş hale getirilmesini ve yaratıcılık içeren öğretici aktivitelerin kaygı üzerindeki önemini ortaya koymayı hedeflemiştir. Bu çalışma, Yabancı dil olarak İngilizce öğrenme sürecinde yaygın olarak karşılaşılan kaygının, yapay zekâ tarafından yazılan yaratıcılık aktiviteleri yoluyla nasıl azaltılabileceğine yönelik literatürdeki boşluğu doldurmayı hedeflemiş olmanın yanı sıra, öğretmenlerin, öğrenci odaklı, esnek ve yenilikçi öğretim ortamları oluşturması konusunda da önem taşımaktadır. Çalışmanın sonucunda, yapay zekâ destekli yaratıcılık etkinliklerinin çocukların yaratıcılık becerilerini artırabileceği ve dil öğrenme kaygılarının azalmasında önemli bir rol taşıyabileceği yönünde bulgular elde edilmesi beklenmiştir. Bu tez çalışması, ilkokul 2.sınıf düzeyinde bulunan yabancı dil olarak İngilizce öğrencilerinin yabancı dil öğrenme kaygı düzeylerini incelemeyi ve bu kaygı üzerinde geleneksel yaratıcı yazma etkinlikleri ile yapay zekâ destekli yaratıcı yazma etkinliklerinin etkilerini karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenine dayanmakta olup, katılımcılar rastgele iki gruba ayrılmışlardır. Kontrol grubu geleneksel yaratıcılık etkinlikleri ile öğrenim görürken, deney grubu aynı içerikleri ChatGPT tarafından yazılan yaratıcılık aktiviteleri ile öğrenmişlerdir. Her iki gruba da uygulama öncesinde ve sonrasında çocuklar için hazırlanmış Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği uygulanmış ve ardından katılımcıların bazılarıyla yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bulguları doğrultusunda her iki grupta da yaratıcılık etkinlikleri sonrasında kaygı düzeyinde düşüş olduğu gözlemlense de, bu düşüş deney grubunda istatistiksel olarak daha anlamlı düzeyde daha yüksektir. Nitel verilere bakıldığında ise deney grubundaki öğrenciler ChatGPT tarafından yazılan yaratıcılık etkinliklerinin öğrenme süreçlerini daha eğlenceli, motive edici ve özgüven arttırıcı hale getirdiğini ve bunun yanı sıra bu etkinlikler esnasında hata yapma korkularının azaldığını ve fikir üretme süreçleri konusunda daha özgür hissettiklerini ifade etmektelerdir. Bu çalışmanın bulgularına göre, YZ tarafından yazılan yaratıcılık etkinlikleri yalnızca çocukların yaratıcılıklarını artırmakla kalmamış, aynı zamanda yabancı dil öğrenme kaygısını azaltma konusunda etkili olmuştur. Özellikle küçük yaş gruplarında, YZ ile desteklenen bireyselleştirilmiş, yaratıcı ve etkileşimli materyallerin öğrencilerin öğrenme ortamını daha esnek hale getirdiği ve onların duyuşsal ve bilişsel gelişimine karkıda bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, yabancı dil öğretmenlerinin sınıf içi uygulamalarında YZ teknolojilerini pedagojik bir çerçevede, yaratıcı süreçlerle bütünleştirerek kullanmaları önerilmektedir. Ayrıca, öğretmen eğitimi programlarında bu teknolojilerin doğru ve etkili kullanımına yönelik uygulamalı içeriklere yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Among many challenges in language classrooms, foreign language anxiety (FLA) stands out as one of the most important ones to consider, particularly for young learners. However, with the evolving landscape of digital tools and artificial intelligence (AI), this problem may prove to be a useful one to solve. Creative activities are known to increase motivation and enhance language use, but the literature remains limited in understanding how AI-based creativity activities affect young learners' foreign language acquisition (FLA). This study investigates whether the FLA levels of young learners can be reduced through AI-based creativity activities, thereby creating a more supportive learning environment for them. The study used a mixed-methods approach with 48 second-grade students in a private school in İstanbul, Turkey. The students were divided into two groups: an experimental group and a control group. To collect data, the researchers used the Turkish version of the Children's Foreign Language Anxiety Scale (CFLAS), followed by game-based focus group interviews. The results indicated a small drop in anxiety levels in the experimental group that used AI-based creativity activities, while the control group's FLA levels remained the same. Although the difference was not statistically significant, the results suggest that AI tools may help alleviate anxiety in certain emotional areas. This study contributes to the growing body of research on how new technologies can support both cognitive and affective aspects of early language learning.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Eğitim ve Öğretim, Education and Training

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren