Tefsirde Usul Arayışları: Memlükler Döneminde Tefsir Usulü ve Kur’an İlimleri Çalışmaları
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Erken dönemden itibaren müfessirler tefsirlerini telif ederlerken belli usul ve esasları dikkate almışlardır. Bu usul ve esaslar her zaman belirgin bir biçimde ortaya konmasa da söz konusu tefsirler yakından incelendiğinde bunları tespit etmek mümkündür. Bu bağlamda tefsirde rivayet olgusu, Arap dilinin anlam çerçevesi, Kur’an’ın zahirinin bağlayıcılığı, siyakın dikkate alınması, reye dayalı tefsirin sınırları ve bağlayıcılığı gibi hususlar, müfessirlerin göz önünde bulundurduğu ilkeler olmuştur. Sözgelimi Muhammed b. Cerîr et-Taberî (ö. 310/923), tefsirinin mukaddimesinde genel anlamda Kur’an ilimlerinden, özel anlamda da tefsirini telif gerekçelerinden ve bir Kur’an tefsirinde gözetilmesi gereken usul ve esaslardan söz etmiştir. Aynı şekilde Sa?lebî (ö. 427/1035) el-Keşf ve’l-beyân, Râgıb el-İsfahânî (V. yüzyılın ilk çeyreği) Câmiu’t-tefâsîr, Ebû Abdullah el-Âsımî el-Horasânî (h. 425’te hayatta) el-Mebânî li-nazmi’l-meânî, Zemahşerî (ö. 538/1144) el-Keşşâf ve İbn Atıyye (ö. 541/1147) el-Muharrerü’l-vecîz adlı eserlerinin mukaddimelerinde tefsirlerini kaleme alırken gözettikleri usul ve esasları belirtmişlerdir. Memlükler döneminde de gerek müstakil olarak gerekse tefsirlerin mukaddime kısımlarında ulûmu’l-Kur’ân ve tefsir usulüne dair çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu döneme tekabül eden hicrî 7-10. asırlarda ise Kur’an ilimleri ve tefsir usulüne dair daha rafine, daha kapsamlı ve derinlikli eserler kaleme alınmıştır. Bu eserlerin sonraki literatür üzerinde yani hem tefsir telifinde hem de aynı alanlarda yazılacak yeni eserler üzerinde ciddi etkileri olmuştur. Bu bakımdan Memlükler döneminde telif edilen eserlere toplu bir bakış gerek o dönemi gerekse sonraki dönemleri anlamak açısından önem arz etmektedir. Biz de bu makalede Memlükler döneminde telif edilen tefsir usulü ve ulûmu’l-Kur’ân eserlerini bu eserlerin birbirleri üzerindeki ve modern dönemdeki etkilerini müstakil olarak incelemenin faydalı olacağını düşündük. Sözgelimi Memlükler döneminin en etkili simalarından İbn Teymiyye’nin (ö. 728/1328), geliştirdiği tefsir yöntemi kendi dönemindeki kimi müfessirleri etkilemenin yanı sıra daha çok modern dönemi etkilemiş, Kur’an’ın Kur’an’la tefsiri, Kur’an’ın sünnetle tefsiri ve isrâiliyat tenkidi gibi hususlarda belirleyici olmuştur. Onun arkasından gelen Necmeddin et-Tûfî (ö. 716/1316) ve Muhyiddin el-Kâfiyeci (ö. 879/1474) gibi âlimler de tefsir usulüne ilişkin önemli katkılar ortaya koymuşlardır. Bilhassa Kâfiyeci’nin tefsir ilmini nazarî bir çerçeveye oturtmaya ve tefsiri müdevven bir ilim olarak ortaya koyma çabası, tefsir ilmi açısından dönemin en dikkat çekici özelliklerinden biri olmuştur. Bununla birlikte Kâfiyeci’nin bu teşebbüsünün sonuçsuz kaldığı ve sonraki nesiller tarafından geliştirilmediği görülmektedir. Hatta daha genel manada söylemek gerekirse gerek Molla Fenârî’nin (ö. 834/1431) gerekse Kâfiyeci’nin ve bahse konu diğer âlimlerin tefsir usulü arayışları Memlükler ve bazı istisnaları olmakla birlikte Osmanlı’nın erken dönemleriyle sınırlı kalmış görünmektedir. Ne var ki tefsir usulü çalışmaları tecdid hareketleri ve modernleşmeyle birlikte tekrar gündeme gelmiş ve bugün de tefsir usulüne ilişkin yeni arayışlar kendini göstermiştir. Ulûmu’l-Kur’ân çalışmalarının belirli bir ivme kazandığı Memlükler döneminde Bedreddin ez-Zerkeşî (ö. 794/1392) pek çok tefsirden istifade ederek Kur’an ilimlerini cem edip tahkike dayalı görüşleriyle zengin içerikli bir eser telif etmiştir. Yine Celâleddin el-Bulkînî (ö. 824/1421), Memlük kurumlarında yürüttüğü tefsir derslerinin bir semeresi olarak bir başka Kur’an ilimleri eseri kaleme almıştır. Celâleddin es-Süyûtî (ö. 911/1505) her ikisinin çalışmalarını esas alarak yazdığı eserlerle, daha sistematik, daha zengin içerikli kitaplar telif etmiştir. Süyûtî’nin eserleri, Kur’an ilimleri, tefsir usul ve tarihine dair daha sonra yazılan eserlere önemli bir kaynak işlevi görmüştür.










