Endometrium kanserinde lenfovasküler alan invazyonunun prognostik önemi ve diğer prognostik faktörlerle ilişkisi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Tüm evrelerde endometrioid ve non-endomerioid endometrium kanserli olgularda lenfovasküler alan invazyonunun prognostik önemini ve diğer prognostik faktörlerle ilişkili olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: 1 Ocak 2016 - 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde histerektomi ve/veya evreleme cerrahisi yapılmış, patoloji tanısı evre 1A- 4B endometrium kanseri olan 304 olgu dahil edildi. Hasta bilgilerine retrospektif olarak, hasta dosyaları ve bilgisayar kayıtları kullanılarak ulaşıldı. Hastaların patoloji sonuçlarından histolojik tip, evre, grade, lenfovasküler alan invazyonu (lvai) (lenfatik invazyon, vasküler invazyon), tümör çapı, myometrial invazyon derinliği, servikal tutulum, lenf nodu değerlendirmesi (pelvik, paraaortik), batın sıvı sitolojisi verileri univaryan ve multivaryan analizler yapılarak kıyaslandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların genel yaş ortalamaları 61,52±10,27 yıl olarak hesaplandı. En yaygın görülen histolojik tip %84,5 ile endometrioid tip karsinomdu. Non-endometrioid tümörlerde lenfovasküler alan invazyonu riski 6,35 kat daha fazla bulundu. Evreye göre yapılan analizde ise lenfovasküler alan invazyonu riski evre 1 tümörlere göre, evre 2 tümörlerde 5,32 kat daha fazla iken evre 3 tümörlerde 16,84 kat ve evre 4 tümörlerde 14,19 kat daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Lenfovasküler alan invazyonu riski grade 2 tümörlerde grade 1 tümörlere göre 3,00 kat, grade 3 tümörlerde ise grade 1 tümörlere göre 16,45 kat daha fazla bulunmuştur (p<0,05). Servikal tutulum açısından incelendiğinde, yüzeyel invazyonu olan hastalarda lenfovasküler alan invazyonu olasılığı anlamlı olarak değişmez iken (p=0,173), servikal stromal invazyonu olan hastalarda 7,01 kat daha fazla görülmüştür (OR: 7,019; %95 CI: (3,429-14,368); p<0,001). Tümör çapındaki 1 birimlik artış ise lenfovasküler alan invazyon olasılığını 1,03 kat artırmaktaydı. Len fatik alan invazyonu varlığında lenf Özet vii nodu metastazı görülme oranı ise %53,3 idi. Sağ kalıma göre yapılan analizde lenfovasküler alan invazyonu exitus olan hastalarda sağ kalan hastalara göre 7,20 kat daha fazla görülmüştür (OR: 7,209; %95 CI: (3,137-16,570); p<0,001). Çok değişkenli analiz sonucunda grade ve sağkalım lenfovasküler alan invazyonu ile ilişkili bulunmuştur. Lenfovasküler alan invazyonu, grade 3 olan hastalarda grade 1 olanlara göre 4,88 kat (OR: 4,886; %95 CI: (1,385- 17,233); p=0,014), exitus olan hastalarda sağ kalan hastalara göre 4,16 kat (OR: 4,160; %95 CI: (1,470-11,774); p=0,007) daha fazla görülmüştür. Çalışmamızda lenfatik alan invazyonu varlığı, vasküler alan invazyonu varlığı, tümör çapının 35mm ve üzeri olması ve nüks varlığı sağ kalımla ilişkili bulundu. Tümör histolojik tipi, lenf nodu metastazı varlığı ve batın yıkama sıvısı pozitifliği ile sağ kalım arasında ise anlamlı ilişki bulunmadı Sonuç: Endometrium kanserinde lenfovasküler alan invazyonunun prognostik önemine dair bir çok çalışma yapılmış olmasına rağmen kesin bir fikir birliğine varılamamıştır. Biz çalışmamızda LVAİ varlığı ile histolojik grade ve sağkalım arasında anlamlı ilişki bulduk; yaş, batın yıkama sıvısı pozitifliği ve nüks varlığı arasında ise anlamlı ilişki bulunmadı. Yine çalışmamızda LVAİ, tümör çapının 35mm ve üzeri olması ve nüks varlığının sağkalımla ilişkili olduğunu gördük ve bu parametrelerin prognostik önemini bir kere daha vurguladık.
Objective: It was aimed to investigate the prognostic importance of lymphovascular space invasion and whether it is associated with other prognostic factors in cases with endometrioid and non-endometrioid endometrial cancer at all stages. Material and Methods: Between January 1, 2016 - December 31, 2020, a total of 304 patients who underwent hysterectomy and/or staging surgery at the Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın City Hospital Gynecology and Obstetrics Clinic and whose pathology was diagnosed as stage 1A-4B endometrial cancer were included. Patient information was obtained retrospectively from patient files and computer records. Among the pathology results of the patients, histological type, stage, grade, lymphovascular space invasion (lvsi) (lymphatic invasion, vascular invasion), tumor diameter, myometrial invasion depth, cervical involvement, lymph node evaluation (pelvic, paraaortic), abdominal fluid cytology data were collected and compared. Univarian and multivarian analyzes were performed. Results: The mean age of the patients included in the study was calculated as 61.52±10.27 years. The most common histological type was endometrioid carcinoma with 84.5%. The risk of lymphovascular space invasion was found to be 6.35 times higher in non-endometrioid tumors. In the analysis performed by stage, the risk of lymphovascular space invasion was 5.32 times higher in stage 2 tumors compared to stage 1 tumors, 16.84 times more in stage 3 tumors and 14.19 times more in stage 4 tumors (p<0.05). The risk of lymphovascular space invasion was found to be 3.00 times higher in grade 2 tumors than in grade 1 tumors, and 16.45 times higher in grade 3 tumors than in grade 1 tumors (p<0.05). In terms of cervical involvement, while the probability of lymphovascular space invasion was not significantly unchanged in patients with superficial invasion (p=0.173), it was 7.01 times Abstract ix higher in patients with cervical stromal invasion (OR: 7.019; 95% CI: (3.429- 14.368)); p<0.001). A 1-unit increase in tumor diameter increased the probability of lymphovascular space invasion 1.03 times. In the presence of lymphatic space invasion, the rate of lymph node metastasis was 53.3%. In the analysis made according to survival, lymphovascular space invasion was observed 7.20 times more frequently in patients with exitus than in patients who survived (OR: 7.209; 95% CI: (3.137-16.570); p<0.001). As a result of multivariate analysis, grade and survival were found to be relevant with lymphovascular space invasion. Lymphovascular space invasion was detected 4.88 times (OR: 4.886; 95% CI: (1.385-17.233); p=0.014) more in patients with grade 3 than in patients with grade 1, and 4.16 times (OR: 4.160); 95% CI: (1.470-11.774); p=0.007) more in exitus patients than in patients who survived. In our study, presence of lymphatic space invasion, presence of vascular space invasion, tumor diameter of 35 mm and above, and presence of recurrence were found to be relevant with survival. There was no significant correlation between tumor histological type, presence of lymph node metastasis, positive abdominal washing fluid and survival. Conclusion: Although many studies have been conducted on the prognostic importance of lymphovascular space invasion in endometrial cancer, no definite consensus has been reached. In our study, we found a significant relationship between the presence of LVSI and histological grade and survival; There was no significant relationship between age, positive cytology of abdominal washing fluid and presence of recurrence. Again, in our study, we found that LVSI, tumor diameter of 35 mm and above, and the presence of recurrence were relevant with survival, and we emphasized the prognostic importance of these parameters once again. Key words: Endometrial neoplasm, lymphovascular space invasion, prognostic factors










