Tüberoskleroz kompleksi tanılı hastalarda epilepsinin özellikleri ve klinik seyri
Dosyalar
Tarih
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Tüberoskleroz kompleksinde en sık görülen nörolojik sorun epilepsidir. Bu çalışma, epileptik tüberoskleroz kompleksi tanılı hastaların epilepsi özeliklerini ve klinik seyrini incelemek, epilepsi seyrini etkileyebilecek etmenleri araştırmak amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Çocuk Nörolojisi Kliniği’mizde epilepsi nedeniyle 9 ay-10 yıl izlenen, 1-14 (7,5±4,2 ) yaşları arasında 21 tüberoskleroz kompleksi tanılı hasta (11/10: E/K) çalışmaya alındı. Hastalara ait aşağıdaki bilgiler elde edildi: epileptik nöbet özellikleri, muayene bulguları, zeka veya bilişsel gelişim düzeyleri, antiepileptik tedavi, kraniyal manyetik rezonans görüntüleri ve elektroansefalogram bulguları. Epileptik nöbet seyri iyi ve kötü olarak gruplandırıldıktan sonra ilk nöbet yaşı, öyküde status, infantil spazm varlığı, ilk tedavi seçeneğinin vigabatrin olması, ilk elektroansefalogram bulguları, elektroansefalogramda epileptik aktivite yeri, hastalarda otizm veya zeka ve bilişsel gelişim geriliği varlığı, kortikal tüberlerin sayı ve yerleşimleri, astrositom varlığı açısından istatiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların nöbet başlama yaşı üç gün ile 2,5 yaş arasında olup 16 hastada (%76) bir yaş ve altındaydı. Hastalarımızın en sık nöbet tipi (%95) kısmi nöbet olup, sekizer hastada (%38) infantil spazm ve status epileptikus saptandı. İzlemleri sonucunda, nöbet seyri 11’inde kötü, 10’unda iyi olarak değerlendirildi. Nöbet başlangıç yaşı (bir yaş altı ve üstü), status veya infantil spazm öyküsü, ilk elektroansefalogram bulguları, ilk ilaç olarak vigabatrin kullanılması, hastada otizm veya zeka ve gelişim geriliği varlığı, kraniyal manyetik rezonans görüntülemede kortikal tüber sayısı, yerleşimi ve astrositom varlığının nöbet seyri ile ilişkisi saptanmadı (p>0,05). Çıkarımlar: Tüberoskleroz kompleksi tanılı hastalarda epilepsinin klinik seyrinin her hasta özelinde çeşitli etmenlere bağlı değişkenlik gösterebilmesi nedeniyle bu hastaların klinik ve elektroansefalogram ile yakın izlemi gereklidir.










