Malezya ve Türkiye'de ontolojik güvensizlikler ve cinsiyetlendirilmiş siyasal alan
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Devletler, ontolojik güvenliklerini sağlamak amacıyla yarattıkları anlatılarda büyük ölçüde cinsiyetlendirilmiş öğelerden yararlanarak mevcut patriyarkal düzeni sürdürmeye ve benliklerinin dışında kalan özneleri söylem düzeyinde ötekileştirmeye çalışırlar. Benlik-öteki arasındaki böyle gerilimlerin olduğu iki Müslüman ülke olan Malezya ve Türkiye'de ise farklılaşan sosyal dinamikler ve benliğin 'öteki'leri ile olan ilişkileri, ontolojik güvenliklerinin özünü hem değiştirmiş, hem de benliğin güvenliğini sağlamak için yaratılan stratejilerin yönünü değiştirmiştir. Müslüman benliğe ve onun cinsiyetlendirilmiş öğelerine yönelik literatürde var olan çalışmalar bütüncül bir perspektif sunarak hem Müslüman aktörlerin farklılaşan stratejilerini hem de İslam toplumlarında yaşayan kadınların öznel deneyimlerini gözardı etmektedir. Bu sorunsaldan hareketle bu çalışma, Malezya ve Türkiye'de siyasi aktörlerin öznelliklerini güvenli hale getirmek için kullandıkları cinsiyetlendirilmiş anlatılara odaklanarak, siyasi aktörlerin medya demeçlerinin eleştirel söylem analizi ve yirmi kadın aktivist ile yapılan derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla güvensizliklerin farklı boyutlarına odaklanmaktadır. Araştırma, kadınların güvensizliklerinin moderniteden ziyade seçilmiş travmalar, otoriter kurumlar, siyasal kutuplaşma, toplumsal cinsiyet rolleri ve yasal mekanizmalar üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır. Bununla beraber, Malezya ve Türkiye'deki siyasal aktörler, stratejik olarak söylemlerinde yalnızca ideolojilerine yakın olan 'bazı' kadınların güvensizliklerine yer vererek ve Müslüman benliğin 'öteki'leri olan muhalif kadınları dışlayarak, aile ve gelenek üzerinden cinsiyetlendirilmiş anlatılar inşa etmektedirler. Araştırma, cinsiyetlendirilmiş ontolojik güvensizliklerin, benlik ve kimliklerle ilgili genelleştirici bakış açısı yerine, sosyal bağlam ve bireylerin öznellikleri aracılığıyla ele alınması gerektiğinin altını çizmektedir.
States often attempt to secure their subjectivities by utilizing narratives consisting of gendered constituents and marginalising opponent groups to maintain the existing patriarchal order. In Malaysia and Turkey, two Muslim-majority countries where there are such tensions between the self and the other, different social dynamics and the relations of the Muslim self with the 'others' have both changed the essence of their ontological securities as well as actors' strategies created to ensure the security of the self. Previous literature regarding ontological (in)securities of Muslim states and societies offers a holistic perspective, ignoring the different social structures of Muslim countries as well as the subjective experiences of women living in Muslim societies. Based on this lacuna, this study focuses on the gendered narratives that political actors utilize to secure their subjectivities as well as different dimensions of women's insecurities in Malaysia and Turkey through a critical discourse analysis of the media statements of political actors and semi-structured in-depth interviews with twenty female activists. The research reveals women's insecurities are shaped based on authoritarianism, political polarization, gender roles and legal constraints rather than modernity. In addition, political actors in Malaysia and Turkey strategically select the insecurities of 'some' women who are close to their ideologies by excluding 'other' opponent women of the Muslim self and constructing gendered narratives through family and tradition. The research underlines that gendered ontological insecurities should be considered in line with the social context and subjectivities of individuals rather than a holistic perspective regarding self and identities.










