Akromegali hastalarında kanser prevalansı ve kanser taraması ile malign ve premalign lezyonlarla ilişkili değişkenlerin araştırılması
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Akromegali, çoğunlukla hipofiz makroadenomu ya da mikroadenomu nedeniyle büyüme hormonunun aşırı sekresyonuna bağlı olarak gelişen multipl komorbiditeye neden olan ve nadir görülen klinik durumdur. Akromegali hastalarında mortalitenin en sık üçüncü nedeni malignitelerdir. Günümüzde ortalama yaşam beklentisi ile beraber hastalar daha ileri yaşlara kadar yaşamakta ve kanser go?rülme riski artmaktadır. Çalışmamızda akromegali tanısıyla takip edilen hasta grubunda malignite aranmış, artmış riskin tespiti, kanser prevalansı ve kanser taraması ile malign ve premalign lezyonlarla ilişkili değişkenlerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada 2010-2023 tarihleri arasında Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniğimizde takip edilen 71 akromegali hastasına ait veriler değerlendirilmiştir. Hastaların demografik verileri, kan tetkik sonuçları, tedavileri, hipofiz manyetik rezonans görüntüleme (MRI), kolonoskopi ve endoskopi, tiroid ultrasonagrafisi (USG), mamografi ve patoloji raporları retrospektif olarak incelenmiştir. Elde edilen tüm veriler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 44.3 yıl, %66.6'sı kadındı. Tanı anından itibaren hastalık süresi ortalama 11.3 ± 8.4 yıl saptandı. Akromegali hastalarının %40.8'inde premalign lezyon, %9.9'unda malignite tespit edildi. 1 hasta papiller tiroid kanseri (Ca), 3 hasta tipi belirlenememiş meme kanseri (Ca) 1 hasta anal kanser (Ca), 1 hasta kolon kanseri (Ca) tespit edildi. Çalışmamızda premalign lezyon olan ve olmayan gruplar, malignite olan ve olmayan gruplar demografik özellikler, komorbid hastalıklar, tanı anı büyüme hormonu (BH) ve insülin benzeri büyüme faktörü 1 (IGF-1) değerleri, lipid profili, adenom boyutu, tedavi rejimi, remisyon ve aktif hastalık oranı, radyoterapi alma öyküsü, hastalık süresi, tiroid USG ve mamografi sonuçları ile kıyaslandığında anlamlı fark saptanmadı. Premalign olan ve olmayan grupta endoskopi ve kolonoskopideki patolojik tanılar arasında anlamlı fark saptandı. Elde ettiğimiz verilere göre bizim çalışmamızda akromegali hastalarında kanser prevalansı %9,9 bulunmuş olup, premalign ve malign lezyonlarla ilişkili değişken saptanmamıştır. Ancak akromegali hastalarında premalign lezyon sayısındaki artış göz önüne alındığında erken teşhisin sağlanması için kılavuzlardaki kanser tarama programlarının genişletilmesine, malignite riski ve insidansının belirlenebilmesi için çok merkezli ve kontrollü çalışmalar yapılmasına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
Acromegaly is a rare clinical condition characterized by excessive secretion of growth hormone, primarily due to a pituitary macroadenoma or microadenoma, leading to the development of multiple comorbidities. Malignancies are the third most common cause of mortality in acromegaly patients. With the increase in average life expectancy, patients now live until advanced ages, which increases the risk of developing cancer. In our study, we aimed to investigate the increased risk, cancer prevalence, and variables associated with malignant and premalignant lesions in a group of patients diagnosed with acromegaly by screening for malignancies. In this study, data from 71 acromegaly patients followed at the Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın City Hospital Endocrinology and Metabolism Diseases outpatient clinic between 2010 and 2023 were evaluated. The patients' demographic data, laboratory test results, treatments, pituitary magnetic resonance imaging (MRI), colonoscopy and endoscopy findings, thyroid ultrasonography (USG), mammography, and pathology reports were retrospectively reviewed. All obtained data were statistically analyzed. The mean age of the included patients was 44.3 years, and 66.6% of them were female. The average disease duration from diagnosis was found to be 11.3 ± 8.4 years. Premalignant lesions were detected in 40.8% of acromegaly patients, while malignancy was found in 9.9% of the cases. Papillary thyroid cancer (Ca) was identified in one patient, and three patients had breast cancer (Ca) of unknown type. Additionally, anal cancer (Ca) was found in one patient, and colon cancer (Ca) was detected in another. No significant differences were observed in demographic characteristics, comorbidities, growth hormone (GH) and insulin-like growth factor 1 (IGF-1) values at diagnosis, lipid profile, adenoma size, treatment regimen, remission and active disease rates, history of radiotherapy, disease duration, thyroid ultrasound, and mammography results when comparing groups with and without premalignant lesions or malignancy. However, a significant difference was observed in the pathological diagnoses during endoscopy and colonoscopy between the premalignant and non-premalignant groups. According to our findings, the cancer prevalence in acromegaly patients in our study was 9.9%, and no significant variables associated with premalignant and malignant lesions were identified. However, considering the increasing number of premalignant lesions in acromegaly patients, we believe that the cancer screening programs in guidelines should be expanded to ensure early diagnosis, and multicenter controlled studies are needed to determine the risk and incidence of malignancy.










