İnşacı kuram bağlamında Afrika'nın siyasal dönüşümğnde medya: Güney Afrika

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu araştırmada Güney Afrika'nın siyasal dönüşümü ve medyası çalışılmıştır. Tezin amacı siyasal dönüşüm sonrasında medyanın özgürleştiğini öne sürmektir. Apartheid rejimi özellikleriyle anlatılmıştır. Literatürde konu hakkında yapılan çalışmaların eksikliği bu araştırmayı önemli kılar. Çalışmada tarihselci-gelenekselci yöntem kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuca göre, Apartheid döneminde medya iktidardaki Ulusal Parti tarafından propaganda yapmak amacıyla kontrol edilirken siyasal dönüşüm sonrasında tüm medya araçlarının özgürleştiği görülmüştür. Güney Afrika'da basın sömürgecilik döneminde ortaya çıkmıştır. Afrikanerler ve İngilizlerin hâkim olduğu basın alanında misyonerler çalışmışlardır. Hristiyan broşürleri yayınlamışlardır. Radyo ve televizyon tarihsel süreç içerisinde beyaz elitlere ve beyaz halka hizmet vermek için kullanılmıştır. 1936 yılında kurulan Güney Afrika Yayın Kurumu 1980'lerin ortalarına kadar radyo ve televizyon alanında ülkede tekel olmuştur. Ulusal Parti tarafından kontrol edildiği için apartheid uygulamalarına uyumlu bir şekilde ırkçı bir tutum sergilemiştir. Apartheid döneminde basın, radyo ve televizyon iktidardaki Ulusal Parti'nin kontrolünde faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Ayrıca Afrikaner Broederbond bir kardeşlik örgütü olarak medyada ve siyasette en etkin pozisyonları kontrol etmiştir. 1990'larda yaşanan siyasal dönüşüm neticesinde bu durum tamamen değişmiş ve medya üzerinde hükümet kontrolü ortadan kalkmıştır. Basın özgürlüğü konusunda büyük ilerleme kaydedilmiş ve apartheid rejiminin çözülme yıllarında kullanılmaya başlayan internet özgür bir ortama doğmuştur. 1993 yılında Bağımsız Yayın Otoritesi Yasası çıkarılmıştır. Bu yasaya göre, yayın sektörü kamu, özel ve topluluk olmak üzere 3'e ayrılmıştır. Topluluk radyoları yasal zeminde yaşam alanı bulmuş ve toplumdan dışlanan siyahların fikirlerinin duyulmasına yardımcı olmuştur. Bölgesel gelişim konusunda yayınlar aracılığıyla fayda sağlamıştır. Güney Afrika'da apartheid rejiminden sonra yeni ulusal kimlik inşası gerçekleştirilmiştir. Yeni ulusal bayrak, yeni milli marş ve yeni devlet arması oluşturulmuştur. Böylece siyahlar ile beyazların milliyetçilik duygularıyla bağlanacakları yeni bir ulusal kimlik inşa edilmiştir. 2010 FIFA Dünya Kupası gibi spor organizasyonlarına ev sahipliği yapılmış ve Charlize Theron gibi alanında ön plana çıkan ünlülerin başarıları sahiplenilmiştir. Afrika Ulusal Kongresi 1990'lardan sonra yeni ve demokratik bir Güney Afrika inşa etmiştir. Bu yeni Güney Afrika'nın medya özgürlüğü noktasında gelişmiş ülkelerin standardında olduğu argümanı öne sürülebilir. Siyasal dönüşüm Güney Afrika'yı demokratikleştirirken ülke medyasını özgürleştirmiştir. Uluslararası endekslere bakıldığında Güney Afrika'nın demokratik ve özgür bir medyaya sahip olduğu görülür. Endeksler Afrika'nın güney ucundaki bu ülkenin medya alanında gelişmiş ülkeler kadar özgür ve demokratik olduğunu göstermektedir. Bu sebeple postyapısalcı bir perspektifle Afrika'nın özgürlük potansiyeli ele alınmalı ve kıtayla ilgili batı merkezci söylemlerden kaçınılmalıdır.

In this research, political transformation and the media of South Africa were studied. The purpose of the thesis is to put forward that the media were free after the political transformation. Apartheid regime was described with its features. Lack of studies in literature makes this research important. Traditionalist method was used in the study. According to result of the research, while in Apartheid period the media were being controlled by the National Party, leading the government with aims of propaganda, after political transformation it is seen that all the media tools were free. In South Africa, press emerged in colonization period. Missionaries worked in press field which Afrikaners and the English dominated. They published Christian brochures. In historical process, radio and television were used to serve white people and white elites. South African Broadcasting Corporation, established in 1936, has been monopoly in radio and television in the country until 1980s. It was controlled by National Party, so it struck a racist attitude in accordance with activities of apartheid. Press, radio and television did activities under the control of National Party government in apartheid period. Furthermore, as a brotherhood organization Afrikaner Broederbond controlled the most effective positions in media and politics. As a result of political transformation during the 1990s, this situation changed completely and government control on media was removed. Press freedom advanced and internet, which has been used since disengagement years of apartheid regime, was born in a free environment. Independent Broadcasting Authority Act was passed in 1993. According to this law, broadcasting sector was divided into three as public, private and community. Community radios found its habitat in legal ground and helped isolated blacks say their opinions. It contributed to regional development through broadcasts. In South Africa after apartheid regime, construction of new national identity was realized. New national flag, new national anthem and new coat of arms were created so that a new national identity, to which blacks and whites would be committed with nationalist feelings, was constructed. Sports events were hosted such as 2010 FIFA World Cup and successes of prominent celebrities such as Charlize Theron were appreciated. African National Congress constructed a new and democratic South Africa after 1990s. It can be argued that this new South Africa is in class of developed countries at the point of freedoms. Political transformation freed country's media by democratizing South Africa. When we analyze international indexes, it can be seen that South Africa has democratic and free media. Indexes show that this country, which is in southern tip of Africa, is as democratic and free as developed countries in the media field. Therefore, democratic potential of Africa should be taken into consideration with a poststructuralist perspective and we should avoid from west centrist discourses.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Güney Afrika, Apartheid, Siyasal Dönüşüm, Basın, Radyo, İnternet, Televizyon, South Africa, Apartheid, Political Transformation, Press, Radio, Internet, Television

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren