Duyumsama, Soyutlama ve Duyulur Nitelikler: İbn Sînâ Nitelce Temsilcisi ya da Dışsalcısı Olabilir mi?
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Antik-Helenistik dönem ve Orta Çağ boyunca tartışılan belli başlı felsefi problemlerden biri de duyumsama ve algının insani natık nefsin rasyonel etkinliğine kıyasla konumu ve duyulur niteliklerin statüsüdür. Antik-Helenistik dönemde ve Orta Çağda duyumsamanın nefsin bedensel güçleriyle ilişkilendirilmesi bazı çağdaş araştırmacıların zihin-beden probleminin tarihsel olarak Descartes’tan öncesine götürülemeyeceğiyle ilgili iddialarına neden olmuştur. Dolayısıyla duyumsama ve algının insani natık nefsle ilişkisi ve duyulur niteliklerin statüsü şeklinde ifade edildiğinde detay bir problem gibi gözükebilecek bu tartışma söz konusu filozofun ne türden bir nefs- beden ya da zihin-beden ilişkisi anlayışına sahip olduğuyla ilgili birtakım ipuçları da barındırmaktadır. Zihin-beden problemiyle ilgili çağdaş tartışmalarda da nitelcelerin (qualia) statüsü benzer bir işlev görmekte ve filozoflar ya da sinirbilimciler zihin-beden ilişkisi hakkındaki temel tutumlarıyla ilişkili olarak nitelcelerin statüsünü tartışmak- tadırlar. Bu makalede duyumsama (ihsas) ve algının (idrak) insani natık nefsle ilişkisi ve duyulur niteliklerin statüsü probleminin İbn Sînâ’daki görünümü çağdaş tartışmalar bağlamında incelenecek ve üç soruya cevap aranacaktır: 1. Duyumsama nasıl tanımlanır? 2. Duyumsamanın soyutlama sürecindeki konumu nedir? 3. Duyulur niteliklerin statüsü nedir? Bu sorulara verilebilecek muhtemel cevaplarla İbn Sînâ’nın duyumsamayı ve idraki insani natık nefsle nasıl ilişkilendirdiğinin gösterilmesi ve İbn Sînâ’nın duyulur nitelikleri nerede konumlandırdığının tespit edilmesi amaçlanmaktadır.










